Genel

Kimsesizlerin kimsesizi, evsizleri duymadı

Refah Partisi ve Fazilet Partisi çizgisi; bugün de netliğini koruyor. Çünkü dini siyasetle harmanlı güden Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatılması ile AKP’nin de o dönemlerde kapatılma isteği, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da hırslanmasına sebep oldu. Daha da güçlü, tek ses, tek karar ve tek yönetim şahsı olması için 18 yıl mücadele etti, kazandı.

Türkiye’nin son geldiği durum beni artık çok üzüyor. Ben, sadece Türkiye için değil, tüm dünyanın gidişatına, ücra köşelerde yaşayan yoksul insanların acılarına, çaresizliğine, uzaklara dalıp giden ruhlarına üzülüyorum.

Bazı belgesellerde acılı, imkânları kısıtlı bir şekilde yaşamaya gayret eden, giyecek, yiyecek, içecek bulmakta zorlanan o insanların hayatları konu olmuş. Bunları izlediğimde benim içimde acı, gözlerimde ise nemin birikmesine sebep oluyor.

Sadece Afrika, Filistin, ABD, İsrail, Türkiye ve diğer ülkelerde değil; emin olabiliriz ki dünyanın tüm köşelerinde vardır çaresiz ve yoksul insanlar.

Asıl görev de şudur; o ülkelerdeki hükümet yetkilileri, yoksul yurttaşlarına en iyi şekilde bakmakla yükümlüdürler.

Seçimlere geldiklerinde ellerinden geldiğini yapıyorlar, kapı kapı dolaşıp; “bize oy verebilirsiniz. Bu yoksulluğu bitireceğiz,” deme lüksünü gösteriyorlar; ama ortadaki yoksulluk artıyor. Genelde sürekli yoksulların, işsizlerin, öğrencilerin üzerine oynuyorlar. Çünkü onların kendilerine ihtiyaç duyduklarını iyi biliyorlar. Onların kapısını çalıyor, onların duygularını kendi programlarına harmanlıyorlar.

Asıl “yoksulluğu bitireceğiz,” dedikleri kişiler; kendileri ve yandaşlarıdır. Kendi paralarına para katıp, gemicikler, koruma arabaları, özel binalar, lüks yatlar, yazlıklar ve her şey… Bunları alabilmek için yoksulların sırtına binmeye çalışıyorlar.

Türkiye’de yoksulluk

Türkiye, kendi yoksul yurttaşlarına bakması gerekirken, başka ülkenin yoksuluna bakmak zorunda değildir. Bunu da vicdan siyaseti yapmaya gerek yok. Çünkü öncelikle kendi yurttaşını yoksulluktan, açlıktan kurtarması gerekiyor.

Pandemi gibi önemli bir anda hükümetinden yetki ve imkân bekleyen yurttaşlar; eli boş kaldı. Affedersiniz. Bazılarına biner lira para, bazılarına 5 maske ve o kadar. Çoğu kişi o parayı ve maskeleri alamadı.

Yani yetişebildiklerini dahi özenle seçtiler. Gerisi İspanya’ya, İtalya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine gitti. Beş maskeyi dağıtamadılar Türkiye’de, Avrupa’ya açıldılar. Kendileri için bir beklentileri vardı. Artık hangi lüks arsa, araba, bina için bunu yaptılar bilemiyoruz. Buna da “devlet sırrı” der geçerler.

Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP), yıllarca “Kimsesizlerin kimsesizi, gönül belediyeciliği, gönülleri yapmaya geldik…” gibi yüzlerce mesajlar verdi ve hâlâ o mesajları veriyor.

Bu mesajlar güzel, uygulamada yetersiz kalıyor.

AKP öncesine gidelim

Sene 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi. AKP’nin iktidara geleceği seçimlerine çok az kalmıştı.

Seçimler yaklaşınca, BBC’nin hazırladığı bir söyleşi var. Bu söyleşide dönemin CHP Milletvekili adayı Kemal Derviş, dönemin AKP Milletvekili Adayı Abdullah Gül ve dönemin yasaklı siyasetçisi olarak bilinen Recep Tayyip Erdoğan vardı.

Aynı zamanda bu program esnasında seçim çalışmaları, yoksulların ekmek bulamayışı ve İstanbul’da aç ve işsiz olanlara aş evi aracılığıyla yemek dağıtıldığı ile ilgili sunumlar da vardı.

CHP’li Kemal Derviş : “Birçok ülkede, dinin siyasi görüşleri alevlendirmek için kullanıldığında neler yaşandığını gördük. Siyaset ve dini birbirinden uzak tutmak istiyoruz. Türkiye’deki büyük bir partinin lideri Cumhuriyetin laik anayasasına saygı göstermeli ve siyasette dinin dilini kullanmamalıdır,” demişti.

Çünkü Erdoğan’ın o dönemde “ Camiler kışlamız, müminler asker, minareler süngümüz,” şiirini okumuştu ve hapse girmişti.

Söyleşiyi yapan BBC Muhabiri, şiiri soruyor, Erdoğan ise:

Bu şiir benim şiirim değil. Atatürk’ün ideoloğu durumunda olan Ziya Gökalp’e ait,” diye cevaplıyor.

BBC Muhabiri araya giriyor:Ancak bu, Batı’da bulunan ve Türkiye tarihini bilmeyenlerin gözünde sizin fundemantalist(köktendinci) olarak algılamanıza sebep oluyor.”

AKP’li Erdoğan: “Bizim fundamentalizm ile yakından uzaktan hiçbir ilgimiz yok. Çünkü biz, her şeyin aşırılığına karşıyız,” diyerek tutuculuğu reddediyor.

Pekâlâ, bugün?

O günden bu güne AKP, hâlâ dini siyasete işleyip de kullanıyor, din ve siyaseti birbirinden ayıran siyasete karşı çıkıyor.

Sağ ve sol çatışmasını ısrarla alevlendiriyorlar. Bu da dine karşı bazı çatışmaların alevlenmesinin de önünü açıyor aslında.

Refah Partisi ve Fazilet Partisi çizgisi; bugün de netliğini koruyor. Çünkü dini siyasetle harmanlı güden Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin kapatılması ile AKP’nin de o dönemlerde kapatılma isteği, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da hırslanmasına sebep oldu. Daha da güçlü, tek ses, tek karar ve tek yönetim şahsı olması için 18 yıl mücadele etti, kazandı.

Bugün mahkemeleri dahi kendi başına dize getiriyor.

Nereden nereye…

Kimsesizlerin kimsesizi, mazlumların yoldaşı, düşenin dostu olan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde işsizlik 14 milyonu geçmiş, asgari ücretle geçim imkânsız hale gelmiş, yoksulluk 9 bin liraya yaklaşıyor, açlık sınırı ise 3 bin liraya yaklaşıyor.

İlk defa Türkiye’de işsiz sayısı, çalışan sayısını geçti.

Evsizlere umut yuvası

Dün gördüğümüz evsizlerin sokakta yattığı o anlar; içimizi parçalayan bir diğer konuydu.

Hepsi bu soğuk havada iki battaniye ile kartonların üzerinde yatıyordu. CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibi; tüm evsizleri sokaktan topladı, otellere yerleştirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, evsizleri otellere yerleştirdi.

 18 yıllık AKP, mazlumların yoldaşı, düşenin dostu, kimsesizlerin kimsesizi değil miydi?

Hani neredeler?

AKP’den önce de açlık, yoksulluk, işsizlik vardı; şimdi de var.

Pekâlâ, AKP’de neler değişti?

Yollar yapıldı, firmalar zengin oldu.

3. Köprü ihanettir,” dedi AKP’li Tayyip Erdoğan; 3. Köprü yapıldı ve firmalar zengin oldu.

Üniversitelerin sayısı arttı, içi boşaltıldı. Mezunlar işsiz, rektörler yandaş, akademisyenlerin çoğu sadece biat ediyor.

Her yeri kentsel dönüşüme soktular, tokiler yaptılar; firmalar zengin oldu.

Müteahhitlere yeni arsalar tahsis ettiler, zengin oldular.

Kim fakir oldu?

Aslında kimse fakir olmadı; sadece zengin daha da zengin oldu, fakir hep fakir kaldı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: