Genel

İpi koparan son kesik

Muharrem İnce, artık CHP’ye tamamen sırtını döndü. Bunu ben kuruldaki sonuçlardan anlamıştım. Yani işlerin buraya kadar geleceğini tahmin etmemek zor değil. Tek başınıza, partinizden daha fazla oy alıyorsunuz; ama parti içinde genel başkan olamıyorsunuz.

Elinizde ne kadar güçlü bir ip olursa olsun, kesikleri sert ve keskin atarsanız; o ip elbette kopacaktır. Lâkin asıl önemli olan kısım şudur; siz ipi neden kesiyorsunuz? Sizi öldürecek ağırlıktan kurtulmak için mi, yoksa kendinizi ateşe atıp, başkasını kurtarmak için mi?

Bunun cevabı çok önemlidir.

Türkiye’de de bir muhalefet çözülmesi görülüyor. AKP iktidarına karşı topyekun güç kazanması gereken muhalefet, birçok kola bölünerek, aslında iktidarın gücüne güç katıyor; farkında değiller. Belki onlar da bir umut olarak, AKP’nin oylarını bölme düşüncesindeler; lâkin anketler öyle demiyor.

Buna rağmen iktidarın durumu sıfıra inmiyor ve ne hikmetse muhalefetin anketlere göre oranı da yüzde 50’lileri bulmuyor. İşte çözülme, burada bir hatayı gözler önüne seriyor.

O hata ise, muhalefetin kendi içindeki parçalanmalardır. Halatın ipleri böylece kesik darbeler alıyor.

Demokrasi, fikir özgürlüğü, seçim özgürlüğü, adil yargılama sistemi, hukukun üstünlüğü için bir çabaya girilmesi gerekiyorken; bunları isteyen partilerin kendi içinde çatışmalara girmesi oldukça gülünç aslında.

CHP, Gelecek Partisi, İyi parti, Deva Partisi, Saadet Partisi, HDP gibi partiler; AKP iktidarının kurduğu baskıya karşı, yandaş kayırmaya karşı bir muhalefet düzeni içine giremiyorlar. AKP ise, bir yandaş kayırma, kara para aklama, yandaşı zengin ederken; yoksulu daha da fakir eden bir yapıda, kapitalist sistemin de önemli parçası haline gelmiş bir partidir.

Pekâlâ, muhalefet kendi içinde bölünürse, AKP ne yapacaktır?

Cevap basit: Zümrelere bölünen muhalefet partilerini, kesikler atarak parçalayacaktır. Bu da partilerin barajın altına girip, silinmesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki sözünü kesecektir.

Bakınız CHP ve Muharrem İnce ayrışmasına.

Bakınız MHP ve Meral Akşener ayrışmasına.

Bakınız AKP ve Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan ayrışmasına.

Kendi gönül verdikleri partinin demokrasiden uzak olduğunu düşündükleri için, ayrılma kararı aldılar. MHP, CHP, AKP, içişlerinde otoriter yapıdan uzaklaşabilseydi; bu tür bölünmelere ihtiyaç duyulmayacaktı.

Bu siyasetçiler kötü siyaset yapmıyorlar; lâkin Türkiye’de nefes alınabilecek bir ışık kapısının olabileceği parti lazım iken; şimdi partilerin sayısı iyice arttı. Parti sayısının artması, çoklu parti dönemiyle aslında bir demokrasi yarışıdır. Bu da kanunen de iyi bir adımdır. Lâkin AKP’ye gelince, durum pek farklı oluyor.

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu, AKP dönemlerinde atılan adımların da destekleyicileriydi. Davutoğlu’nun “IŞİD bombacı listeleri elimizde, onlar bir müdahalede bulunmadan, yakalayamayız,” açıklamaları ve IŞİD’lilere, “Bir grup öfkeli genç,” demesini kim unutabilir ki?

Amaç AKP’yi veya AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı indirmek ise; Türkiye’yi demokratik, özgür, dayanışmacı ve kapsayıcı bir yapıya getirmek ise; böylesi parçalanma bir yapısıyla olmaz. Hâlâ bu durumda muhalefetin oranı artmıyor. AKP’ye de bazen su taşındığı anketlerde ve de polemiklerde açıkça görülüyor.

Hâlâ sokakta röportaj veren ve benim de bazı konuştuğum yurttaşların kafasındaki tek soru şu: “E başka kime verelim? Erdoğan’dan başka kim var?” çaresizliği içindeler.

Muhalefet bir çemberde bir araya gelip, seçimi kazanıncaya dek tek ses olmaları lazımken; AKP’nin başlattığı bazı krizlerde hepsi bir çaresizlik içinde bölünüyor, AKP’nin safına geçiyor. AKP ise burada çemberin dışında kalana yükleniyor. Bu kadar basit bir oyun işte. Çünkü AKP bunu biliyor, krizleri doğurup, muhalefeti safında birleştiriyor.

HDP kıskacı

HDP’nin Eş Genel Başkanları tutuklu; çünkü 6 milyonluk oy almıştı HDP ve barajı yüzde 11 küsurlara getirerek geçmişti.

HDP; milliyetçi, ülkücü yapıdaki MHP’yi dahi koltuğundan etmişti. AKP tabii ki ‘terör’ diyecek ve Doğu ile Güneydoğu’nun oylarını alabilmek adına hapsi seçecekti.

HDP’nin yükselişini gördükleri için, ‘Kürt kardeşlerim’ diyerek 6 milyonluk seçmenin aklını çelebileceklerini düşünerek; HDP’yi kıskaca almak, yok etmek en iyisiydi AKP için. Başarılı olamadı AKP iktidarı. Bu sebeple de ‘kayyım’ zorbalığını seçti. HDP’nin tüm kazanılan belediyelerine kayyım atadı, sefasını devam ettiriyor.

İnce kesiği

Muharrem İnce, CHP’den ayrıldığını belirtti, söyleşilerde parti kuracağının dumanlarını yaydı. CHP’de güçlü ve bilgili bir siyasetçiydi İnce.

Tepkiler çığ gibi büyüyünce, aklında bir fikir daha belirdi. Öncelikle şehrin nabzını yoklamak istedi. Nitekim bu iyi bir hareketti. Çünkü yurttaşın kendisi için düşüncelerini görmek de istedi. Her siyasetçi bunu yapar, yapmalıdır.

Her gittiği yerde sevgiyle karşılandı; ‘Memleket Hareketi’ni devam ettirdi.

Geçenlerde verdiği basın açıklamasında da, işsizlikten, yoksulluktan bahsederken; “Türkiye’ye umut olamayan bir muhalefet var,” dedi.

Şimdi tüm havuz medyası, Muharrem İnce’yi takip ediyor. Çünkü CHP’yi bitireceği öngörüyorlar. İnce, ne kadar muhalefete yüklenirse, Saray o kadar keyif çayı içirecek, kek kıvamı gibi yumuşayacaktır.

Lâkin Muharrem İnce’nin CHP’de Genel Başkanlık yapmasını istemeyen kitlenin varlığı, İnce’yi parti içinde küskünlüğe yol açacağı, İnce’yi partiden kendi isteğiyle gitme çaresizliğinin doğuracağı belliydi.

Çünkü genel kurulda iktidara gözdağı veren bir siyasetçiydi. Cumhurbaşkanlığı adaylığında kendi partisinden dahi fazla oy alabilen bir siyasetçinin; kendi partisi içinde genel başkan olamamasının bir sebebi olmalıdır.

Mantıklı ve büyük bir sebebi…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 Mayıs’ında bin 189 delegenin kararıyla CHP Genel Başkanlık koltuğunu Deniz Baykal’dan devralınca, CHP’de oy oranı birazcık arttı ve 10 yıldır hep aynı kaldı. Bir kaset skandalı ise bu başkanlık yarışını erkene aldırdı. Bir de Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Kasetle gelen başkanlık‘ yaftalamasıyla sürekli AKP’nin hedefinde. Bu da ana muhalefet için hoş olmasa gerek. Çünkü imaj çok önemlidir.

Gerçekten de iktidar olmayı, demokratik, fikir özgürlüğüne bürünmüş bir Türkiye istiyorsanız, tüm yaftalamalardan kurtulmanız gerek. Yurttaşın AKP’den sonra seçeceği ikinci veya üçüncü alternatif parti olmanız gerek.

Pekâlâ bu bir başarı mıdır?

Elbette 10 yıldır sürekli muhalefet kalmak, iktidarı zarara uğratamamak bir başarı değildir. Buna rağmen koltuğu devretmemek de parti içinde bir dikta rejimi de işaret ediyor.

İstanbul, Ankara, Antalya, Adana ve Tekirdağ gibi illerin AKP’den CHP’ye geçmesi; CHP’nin başarılı olmasından ziyade, AKP’nin süregelen başarısızlığı ve yurttaşın çaresizliğidir. Adaylar da bir o kadar önemlidir. Lâkin şunu da unutmamak gerek, bugün Ankara ve İstanbul illerinin Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş, bir tarih yazıyorlar. Ayrıca diğer CHP’li Belediyelerin başkanlarını da kutlamak gerek.

Bahsettiğimiz iki başkan da, ‘Cumhurbaşkanlığı adayı’ olma gözüyle bakılıyorsa; bence muhalefet liderlerinin oturup iyi düşünmesi lazım.

Gelelim son kısma…

Muharrem İnce, artık CHP’ye tamamen sırtını döndü. Bunu ben kuruldaki sonuçlardan anlamıştım. Yani işlerin buraya kadar geleceğini tahmin etmemek zor değil. Tek başınıza, partinizden daha fazla oy alıyorsunuz; ama parti içinde genel başkan olamıyorsunuz.

iki yıl önce yaz aylarında CHP’nin kurultay için imza kampanyaları vardı. Delegelerden alınan imzalarla, CHP’nin kurultaya gidip, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıllarca kaybettiği seçimler üzerine son noktayı koymak istenmişti. Konuyla ilgili yakın takibim sürüyordu. ‘Değişim ve Umut‘ isminin verildiği kurultay, çöpe gitti.

Artık o imza tartışmaları da yok oldu. Geriye bir tek şey kaldı. CHP’deki güçlü rakibi ortadan kaldırmak.

Muharrem İnce’yi öncelikle Cumhurbaşkanı adayı yapmak ve haliyle İnce’nin vekilliğinden istifa etmesini sağladılar. Ki kural buydu. İnce, seçim gecesine kadar yurttaştan çok iyi bir ivme kazandı. Aslında seçimi kazanıyordu; ama AKP daha güçlüydü. Seçim gecesi kendisine bilgi verilmemesi ve seçim gecesi de sessiz kalmayı seçmesi yurttaşın tüm umutlarını yıkmıştı.

Nitekim öyle de oldu.

Memleket Hareketi öncüsü İnce, CHP’den bilgi alamadığını bazı kaynakların da netleştirmesi üzerine, seçim gecesi bir şey diyemedi. Körüklenmiş yurttaşlar, o esnada tüm umutlarını yıktı. Şimdi kimsenin umudu yok, bakmayın seçim heyecanının körüklenme çalışmalarına.

Muhalefete olan güven yüzde 20’lerde… İktidar ise çaresizliğin bir partisi haline geldi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bazı açıklamalarına cevap veren Muharrem İnce de geçen gün, yaptığı iki açıklama ile son noktayı koydu aslında:

1- İktidara itiraz edersen dış mihrakların, muhalefete itiraz edersen sarayın adamısın. Korkutarak kendi koltuklarını korumaya çalışanların başvurduğu bu yöntem birbirlerine ne kadar benzediklerini ortaya koyuyor. Bu iktidar düzenine de, bu muhalefet düzenine de itiraz ediyoruz.

2-Sıkıştığı zaman ortaya bir yalan atıyor, ‘saray bizim içimizi karıştırmak istiyor’. İçinizi zaten kendiniz karıştırıyorsunuz siz. ‘Atatürk’ diyemeyen il başkanını hala orada tutuyorsun. Saray finanse ediyorsa bunun ismini açıklayacaksın, mecbursunuz buna. Böyle birisi yoksa, yalan söylüyorsanız da Atatürk’ün koltuğunda oturan birisi yalan söyleyemez.”

Ayrıca İnce, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ‘Mustafa Kemal’in soyadı ‘Atatürk’ü telaffuz etmediği için eleştirmesine gerek yoktu. ‘Mustafa Kemal’, Bazen de ‘Atatürk’ diye kısaca belirtiyoruz. Bu polemiklere gerek yoktu. Önemli olan Atatürk’ün ilkelerini, devrimlerini, fikir ve düşüncesini benimsemektir.

Muhalefet böyle çözülmeleri seçerse; yurttaş AKP’yi kendi gözünde alternatifsiz parti seçimi ile devam etmek zorunda kalacak. Bu da Türkiye’yi kastedilenden daha da karanlığa sürükleyecek.

Ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hatalarının devam etmesi de, iktidarın hoşuna gidiyor. Son hamlesi de, Kabataş yalanını ortaya atan gazetecilerden Elif Çakır’a da röportaj vermesi, muhalefet içindeki çatırdamaların etkisini daha artırıyor. Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın benzeri bir siyaset gütmesi, CHP’yi içten içe yok ediyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: