Genel

Unutulamayan başbakan

Bence Binali Yıldırım tekrar başbakan olmalı ve parlamenter sistem geri gelmeli. AKP Bakanları da buna pek istekli. Artık tek adam rejimi AKP içinde de karışıklığa yol açtı.

Türkiye’de gözyaşları hiç dinmiyor. Sürekli bir yerde, bir köşede, bir acı yankılanıyor ve gözyaşı akıyor. Sürekli bir gerginlik içindeyiz.

Türkiye’nin her bölgesi, kendi içinde yaralıdır. Bir de, ülkenin bölgelerinde yaşanan doğal afetlerin ardından bazı söylenti ve yazılar ülkedeki karmaşayı iyice artırıyor. Sansasyonel yaklaşımlar, acıları, nefreti ve kargaşayı körüklüyor.

Aylar önce depremler konusunda Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, şu sözleri sarf etti:

Müminler olarak hem dünya için, hem ahiret için tedbirimizi almak zorundayız. Esasında deprem afeti bize hem dünya için, hem de ahiret için bir uyarıda bulunuyor. Diyor ki, ’evlerinizi, binalarınızı sağlam yapın. Her an gelebilirim’, ahiret için de, işte kıyamet de böyle kopacaktır. Deprem, kıyametin bir örneğidir, alıştırmasıdır.” Ocak 2020 TELE1

Şimdi bir dinin sözcüsü yerine geçen birinin, böylesi bir konuşma yapması, toplum içinde elbette farklı anlamları doğuracaktır.

Bu sebeple Ege bölgesinde deprem olduğunda, bazı kesimlerin ‘zina, alkol’ sebebiyle Tanrı’nın cezalandırdığını düşünüyor. Doğu veya Güneydoğu’da deprem olunca da, ‘Kürtler, teröristler onlar, iyi olmuş’ gibi yaklaşımlar doğuruyor.

Yani bu ırkçı ve faşizan yaklaşımlar; Türkiye’de hâlâ anlaşılmayan birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Bir de bu konuda bilgili oldukları, kanaat önderi olarak görülen kişilerin toplumu bu şekilde yönlendirmesi, olayların boyutunu daha da arttırıyor.

Oysaki depremler ne Tanrı’nın bir cezasıdır ne de ‘alkol, zina, ırkçılık’ gibi sebeplerden oluşur. Alttaki görselde de görüldüğü gibi, Türkiye’deki deprem fay hatları mevcuttur. Konya/Karaman yöresinde hemen hemen hiç deprem fay hattı geçmiyor. Orada yapılan, yapılacak binalar ile Doğu Anadolu, Karadeniz, Marmara, Ege gibi yoğun deprem bölgesinde inşa edilecek binalar tamamen birbirinden farklı olmalıdır.

Türkiye’deki deprem fay hatları

Fay hatları her belirli enerji yüklenmesinde harekete geçer. Daha sağlam, güçlü, altta da sarsıntıyı en aza indirecek yaylı sistemli binalar inşa edilmelidir. Mademki o kadar vergi alınıyor, bunu inşa etmek Türkiye’yi batırmaz. Yandaşın vergilerini sıfırlamak yerine, depreme dayanıklı binalar inşa edilebilir.

Deprem ve yoksulluk

İzmir depreminin ardından Fox Ana Haber’e konuk olan Deprembilimci Prof. Ahmet Ercan, şu sözlere dikkati çekti:

Depremde yoksullar ölür, zenginler ölmez. Hiçbir ünlünün, hiçbir zengin bir kişinin enkaz altından çıkarıldığını duymadınız, duymayacaksınız. Ana sorun, yoksulluktur.

Bu sözler, aslında Türkiye’de tüm sorunların, tüm acıların, tüm yaşanmışlıkların ve adına her ne derseniz deyin; kaynağını ortaya çıkarıyor.

Yoksulluk, yurttaşların yıkılması kolay, gece kondu, depreme dayanıksız tabut gibi evlere sığınmasını sağlıyor. Başka bir çareleri kalmıyor. En ucuz ve orta düzeyde bir evde, dairede yaşamak 1200 lira. Bu bina 4.0 şiddetine dahi dayanamaz. Ama başka şansları da yok. İki maaş gerekiyor. Önceki yazımda da bu konuya değinmiştim.

Ama zenginlik öyle midir?

En iyi yerlerde, en lüks yaşamlar, en güzel ve koruyucu binalarda kalarak, yaşamını devam ettirirler. Buradan ünlü olabilecek, ünlü kişilere laf söylediğim yok. Gecekonduda yaşamak ile plazada, depreme biraz daha dayanıklı bir yerde kalmak aynı mıdır?

Benim ailemle kaldığım bina da yıkılır. Hatta tozla buz olur. Üçüncü kattayım. Eğer depreme odamda yakalanırsam, daktilo masamın yanında, dolaptan uzak bir şekilde cenin pozisyonu almaktan başka çarem yok. Veya çalışma masamın dibinde aynı pozisyonu alırım.

Farklı bir şey yok. Hep aynı siyaset.

Yoksul; şehit olur,

Yoksul; intihar eder,

Yoksul; depremde ölür,

Yoksul; aç kalır,

Yoksul; hakkını alamaz,

Yoksul; sefalet çeker,

Yoksul; ezilir…

Bu sistemi kuranlara kızıyorum sadece ben de…

Bu sistemin bu hale gelmesinde, ülkedeki yapıların zayıf olmasında, vergilerin depremi önleme değil de; rantsal yapılara, diyanete gitmesini sağlayanda suç aramak lazım. Bu paralar kendi başına yürüyerek diyanetin kasasına girmedi ki!

Deprem vergilerini sormak da suç sayıldı. Tabii cevap gecikmedi. Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem vergileri için “Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok,” demişti.

Ne demek zamanımız yok?

Kamuoyuna her hesabı, her harcanan parayı, alınan her verginin gittiği yeri kalem kalem açıklamak zorundadırlar. Türkiye Cumhuriyeti, –ki Cumhuriyeti maalesef yıktılar. Bakmayın 29 Ekim kutlamalarına. Hepsi boş, gösteriş,– kimsenin babasının malı, mülkü değildir.

Bu açıklamayla da anlaşılıyor ki, o vergiler uçtu. Yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı, 12 milyar liralık bütçeye sahip olamazdı. Operatör vergileri de uçtu, diğer vergiler de kat kat arttı.

Türkiye’nin bir ucunda acı bir ucunda kongre

İzmir depreminde yaklaşık 30 kişi hayatını kaybetmiş, 885 yaralı var ve 15 kişi de yoğum bakımda iken. Hâlâ enkazda kurtarılmayı bekleyen yurttaşlar varken. Gözü yaşlı insanlar, bu olayı atlatmaya çalışırken Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Van’da 7. Olağan İl Kongresi’nde gümbür gümbürdü yine.

Dün yine İyi Parti’nin de bir toplantısı, esnaf ziyareti vardı. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, deprem sebebiyle programının iptalini duyurdu.

Ama AKP Genel Başkanı, Türkiye’nin de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kongreyi sürdürdü, mağdur edebiyatı yaptı, sataştı, hedef gösterdi.

Kongrede yine Fransa’ya yüklendi; ama depremde Fransa heyetinden dayanışma mesajı gelmişti.

Şahsım’ dedi, depremi hiç yaşanmamış; yaşanmışsa da ‘fıtrattır, Tanrı’dan gelmiştir, ne yapalım,’ der gibi her şeye devam edildi.

Parlamenter sisteme özlem

Ayrıca bir diğer şaşırtıcı olay ise, AKP’nin kabine bakanları, İzmir Milletvekili Binali Yıldırım‘dan söz ederken, ‘Başbakan‘ diye hitap etti. Binali Yıldırım, başbakanlık dönemlerinde epey fenomendi. Çok sevilirdi kabine tarafından. Haliyle şu an görevli bakanlar, İzmir Milletvekili Yıldırım’ı unutamadıkları için herhalde, İzmir AFAD Koordinasyon Merkezinde bir araya gelerek, Milletvekili Binali Yıldırıma‘a ‘başbakan‘ unvanını geri verdiler.

Bence Binali Yıldırım tekrar başbakan olmalı ve parlamenter sistem geri gelmeli. AKP Bakanları da buna pek istekli. Artık tek adam rejimi AKP içinde de karışıklığa yol açtı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: