Genel

‘Annene söylersen kafanı keserim’

Babası tarafından elle tacize uğrayan, pornografik fotoğraflara maruz kalan iki küçük çocuktan bahsediyorum. Ve yetmemiş gibi, “Annen öğrenirse, kafanı keserim,” tehditleri alıyorlar.

Türkiye’de cinsel istismarın, şiddetin, yolsuzluğun, adam kayırmanın git gide arttığı şu yıllarda; bunları azaltmak veya caydırıcı hale getirmek için kılını kıpırdatmayan bir iktidarla iç içeyiz. Bunlara sessiz kalındığı gibi, adil yargılamadan da çok gerideyiz.

Kadın öldürülüyor; kadını öldüren serbest. Mahkemeler bu konuda şahsı tutuklu yargılasalar dahi, verilen cezalar yıllar sonra geliyor ve ödül gibi cezalar veriliyor, dosya kapanıyor.

Kadın şiddete maruz kaldığında, polise gidip koruma talebi istediğinde, bu isteği reddediliyor. Çünkü kadının öncelikle öldürülmesi bekleniyor.

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ne demişti IŞİD üyeleri için:

Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi, şeyi dahi var. Biliyorsunuz bu, bir eylem hazırlığı içinde ama bunu gerçek bir eyleme dönüştürmedikçe veya elinizde o eylemin olabileceğine dair bir veri olmadıkça tutuklayamazsınız. “

Yani diyor ki, elimizde canlı bomba listesi var; onlar kendilerini patlatmadığı sürece onlar için hukukî işlem yapamayız. Oysaki suç öncesi durumlar vardır. Amaç burada suçların yaşanmadan önlenmesidir.

Ne diyelim artık. Kadın öldürülmeden herhalde suçlunun tutuklanması gerekmiyor sanırım. Dövüyorsa veyahut tehdit ediyorsa; henüz öldürmemiştir. O halde sorun yok. Bu anlamı taşıyor sürdürülen yönetim anlayışında.

Pandemi için taciz edeni, darp edeni, mafyayı salıvermediler mi? Ve bazıları tekrar suç işlemedi mi dışarıda?

İşledi!

Önce taciz, sonra ölümlü tehdit

Bu defa buna benzer bir konudan bahsedeceğim. Uzun uzun yazmayacağım. Çünkü Türkiye’de buna benzer yüzlerce olay yaşanıyor. Kadınlar öldürülüyor, darp ediliyor; ama şahısların çok azı tutuklanıyor. Bu tutuklamalar da, haliyle ödül gibi cezalardan ibarettir. Veya takım elbise, kravat takanlar beraat ediyor.

Babası tarafından elle tacize uğrayan, pornografik fotoğraflara maruz kalan iki küçük çocuktan bahsediyorum. Ve yetmemiş gibi, “Annen öğrenirse, kafanı keserim,” tehditleri alıyorlar.

Çocuklardan biri o dönem 10 yaşında, diğeri ise 7 yaşında.

Anne H.U, eşi Ç.U.’nun çocuklara gösterdiği şiddet, internetten çocuk pornosu izlemesi üzerine 2013 yılında boşanma davası açıyor. Baba Ç.U.’nun tedavi olacağını ve aile büyüklerinin de boşanmayı geri çekmesi üzerine gelen ısrarlar da artınca, haliyle anne H.U. da, bu davadan vazgeçiyor. Ama olay öyle kalmıyor.

Bu defa baba Ç.U., çocuklara pornografik fotoğraflar gösteriyor. Tabii ki bunları 10 yaşındaki T.Y.U da, günlüğünde babasının onu ellediğini, bunlardan bahsederse kafasının kesileceğine dair tehditler alıyor. 7 yaşındaki kız çocuğu S.U. ise, aynı şekilde babası tarafından cinsel organlarının ellendiğini belirtiyor.

Baba Ç.U., 2014 yılında Çanakkale’nin Çan ilçesinde boşanma davası açıyor. Anne H.U., çocuklarını Temmuz 2015 yılında babalarının yanına 1 aylığına gönderiyor. Ne oluyorsa, o bir aylık sürede oluyor.

O yıllarda 10 yaşındaki T.Y.U., babasının sürekli banyoda kendisinin cinsel organlarını ellediğini, çıplak fotoğrafları gösterdiğini, onları okşadığını yazıyordu. Ve ayrıca T.Y.U., bu tacizlerin 6 yaşlarında da yaşandığını ifade etmişti.

O dönemde 7 yaşındaki S.U. ise (şu an 11 yaşında), yaşadıkları şiddeti anlatırken, aynı zamanda ayıp yerlerine dokunduğunu da ifade etmişti. Babaları Ç.U.‘nun ağabeyini ve kendisini banyoya alıp, onların cinsel organlarına dokunduğunu da anlatmıştı. İfadelere göre, 4-5 yaşlarından beri bu çocuklar elle ve fotoğraflı tacizlere maruz kalmışlar.

Çocuklar yaşadıkları elle tacizi, şiddeti annelerine telefon ederek, “Anne kurtar bizi,” demeleri üzerine anne H.U. ise karakola gidip şikâyette bulunuyor.

Çocuklar bunu ilk olarak karakolda ifade edemiyorlar. Çünkü babanın tehditleri vardı. Kafalarını kesip, anneye yollamaktı. Bunlara maruz kalan çocuklar, yaşadıklarını annelerine anlatmak istemediler.

Yazarken dahi kendimi iyi hissetmiyorum… Bir baba bunları nasıl yapar, nasıl bunlara cüret eder? Asıl şaşırtıcı kısmına da geleceğim birazdan…

Anne H.U., çocukların üzerine gitmiyor. Doğru olanı yapıyor aslında. Çocukların bundan etkilendiğini, çocuklarının sürekli uykudayken sıçrayarak uyandıklarını görerek hissediyor.

16 Ağustos 2016 tarihinde anne H.U., 10 yaşındaki oğlu T.Y.U’nun(şu an 14 yaşında) yemeğe geç geldiği için T.Y.U.’nun odasına giriyor. T.Y.U., defteri gizliyor. Anne ise oradaki günlüğü gizlice alıyor ve okudukları karşısında şaşkına dönüyor. Üzerine kaynar suların döküldüğünü ifade eden anne H.U., olanları anlatırken günlükteki yazılanları şu şekilde ifadesine ekliyor:

O pislik, o sapık’ şeklinde söz ediyordu. Bir daha bizim külotumuza dokunmayacak, bize o pis resimleri göstermeyecek. Ayıp değil mi? Neden çocuklarının çıplak resimlerine bakıyor, neden S… ile benim külotumuza zorla elini sokuyor? Ondan nefret ediyorum. Kardeşimin ve benim ağlamamıza hiç üzülmüyor. Dedem ve dayımlar hiç öyle şeyler yapmıyorlar. Bu çok günah. İnşallah taş olur o adam,’ şeklinde yazılar yazılmıştı.”

O küçücük çocukların yaşadığı incinmeyi asla unutamam.

Bugün bu çocuklar, yarın başka çocuklar. Çocuk susar, sen susma. Hayır, çocuklar da susmuyor artık. Çocuklar her şeyin farkındadır. Neyin kötü, neyin ayıp olduğunu biliyorlar. Asıl kötü olan; susmayan çocukların karşılarında destek bulamayışı, onları dinleyen ebeveynlerin olmayışıdır.

Ben, o çocukların yaşadıkları sarsıntıyı nasıl atlatacaklarını düşünüyorum. Anne H.U.’nun belirttiğine göre, çocuklar dört yıldır psikolojik destek alıyor; ama izlerini nasıl silecekler?

Asıl olayın can alıcı noktası da, mahkeme kararı.

Anne H.U. ve baba Ç.U., ayrı illerde yaşıyorlar.

Karar bu güne dek devam ediyor.

Baba Ç.U., hakim tarafından 45 yıl ağır ceza alıyor. Bu öncelikle iyi bir haber. Lâkin asıl kötü olan şey ise, temyiz süresi. Bu da demektir ki, baba Ç.U., yaklaşık 1,5 yıl tutuksuz yargılanacak.

Hakimin verdiği karardan sonra, şahsın yakınları olay çıkarınca, karar kısmı için duruşma salonunun boşaltıldığı belirtiliyor.

Anne H.U., avukatının aracılığıyla şahsın 1,5 yıl tutuksuz yargılanacağını öğreniyor. Bu kararı öğrenen anne, uzaklaştırma kararına başvuruyor.

Çocuklar ve anne tehlikede değil mi?

Sokakta dövülen, öldürülen kadın hiç yok mu Türkiye’de?

Bu şahıs herhangi bir yerde bıçağı çekip, eşi H.U.’ya saplarsa ne olacak?

Veya ‘annene söylersen kafanı kesip, annene yollarım,’ diye tehdit ettiği çocuklarını kaçırırsa?

Bunun sorumlusu kimdir?

Türkiye’de adaletin işlenmemesi, ülkedeki kargaşayı artırıyor. Bunu sürekli tekrar ediyorum.

Cumhurbaşkanına hakaretten tutuklananlar, yazdıklarından dolayı hapse giren gazetecilerin sayısı epey fazla; ama sokakta dolaşan katiller, cinsel istismarcılar, tecavüzcülerin sayısı da…

Varın halimizi siz düşünün!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: