Genel

Hizmetkâr Receplerin yerini, karanlıkların Recep’i aldı

Türkiye, karanlık bir yaşama doğru ilerliyor. Hem de çok hızlı. Bunun için de sanki birçok kişi kollarını sıvamış, karanlığı istiyor. Türkiye’yi daha da karanlığa götürdüklerinden habersizmişler gibi davranıp, aslında kendi yapısal sistemlerini kurdular.

Dünkü yaşanan vali krizi, Türkiye’nin gündemine oturdu.

Vali kimdir?

Seçimle iktidara gelmiş bir partinin, şehre atadığı en üst düzey bürokrasi, politikacı veyahut yöneticidir.

Şehirde vali, ilçede kaymakam görev yapıyor. Bilal’e anlatır gibi gidiyorum şu an.

Valilik, artık ülkemizde ‘yurttaşa hizmet’ şeklinde değil; ‘Saray’a hizmet’ adı altında çalışıyor.

Çünkü atanmışlar; şehirdeki seçmeni yok sayıyor, hatta gün geliyor seçilmiş belediye başkanını dahi dize getirmeye uğraşıyor. Çünkü atayan kişinin talimatı öyle.

Bunu Ağrı’da da gördük.

Atanan Ağrı Valisi Musa Işın, HDP’den seçilmiş Ağrı Belediyesi Başkanı Sırrı Sakık’a sürekli bir müfettiş gönderiyor, kontrol mekanizmasını artırıyor, sürekli bir kürsü konuşmaları ile saldırıyordu. Mart 2017’de de kayyım olarak Ağrı Belediyesine atandı Işın. Sonra Işın’ın yerine de başka bir vali atandı.

Oysaki belediyenin günahı neydi? Seçmenin günahı neydi?

Aradaki o çekişmeli kozdan dolayı; olanlar hep yurttaşa oluyordu, nitekim oldu.

Ben, seçimlerin demokratik yapılmadığını belirtirken; atanmış birinin, seçilmiş birinin işine karışmasını da doğru bulmuyorum. Bunu da AKP döneminde gördük.

Dün Denizli Valisi Ali Fuat Atik, maske denetimi için sokağa çıkıyor. Bana sorarsanız bunlara gerek yok. Bir valinin, daha mühim işlere bakması gerekiyor. Maske denetimini bıraksınlar kolluk kuvvetine, onlar yapsın.

Tabii emir Saray’dan gelince, vali beyin de boynu kıldan incedir.

Vali Atik, Denizli’de bir restoran işletmesine yürüyor ve orada döner ustasıyla karşılaşıyor. Önce selam veriyor. Döner ustası, önce ince bir bakış atıyor; etini kesmeye devam ediyor. Ardından döner ustasına sesleniyor, çünkü iletişimi ısrarla geri dönüşümlü almak istiyor Denizli Valisi Atik.

İletişimde kaynaktan mesaj çıkar, ister beden dili, ister sözlü isterse de yazılı olsun, bir şekilde o mesajın karşılığı kaynağa geri döner. Buna da feedback denir.

Döner ustası etini kesiyor, işinin başında. Konuşmuyor; ama sadece bir bakış atıyor. Çünkü ona verilen bir görev var. Etlerin yanmadan, iyi pişmiş veya az pişmiş şeklinde kesilip; müşteri için hazır hale getirilmesi. Ayrıca şişe geçirilen ise tavuktur. Çabuk yanmaması için,  etlerin kontrol edilmesi, ateşte pişen etin başında çenebazlık yapılmaması gerekiyor.

Sabahın sekizinde gelip, bazıları daha erken geliyor. Gecenin bilmem kaçında hazırlanan, şişe geçirilen eti makineye takıyorlar ve ateşi veriyorlar. Gece 10’a, hatta bazen 11’e kadar sürekli o şişteki eti işin ustası kesiyor. Amaç oradaki etin bitmesi. Ne zaman biterse, o zaman iş de biter. Yani bitiş saati kesin değildir.

Haliyle bu durumdan dolayı, istediği cevabı alamayan vali; ‘kibirleniyor’ eldiven bahanesiyle işletmeyi kapatma kararı alıyor.

Bir kibir, dükkân kapatmaya kadar gidiyor. Bu ise tartışma yarattı, haklı olarak.

Eldiven takmadıysa, maske takmadıysa, kurallara uyulmuyorsa; ceza kesilir. Bu pandemi döneminde gırtlağına kadar borca batmış bir esnafa, ‘eldivenin yok’ diyerek ekmek teknesine kepenk indirtmek de nedir?

Aylar öncesindeki denetimlerde maske takmayan Denizli Valisi Atik’e de ‘valiliği kapatın‘ emri verilecek mi peki?

Neyse ki sosyal medya imdada yetişti, her zamanki gibi… Sosyal medya olmasaydı; Türkiye’deki adalet katliamı kim bilir ne gibi çıkmaz sonuçlar doğururdu. Düşünün, bir vali kibirden işletmenin kepengini indirtti.

Ana akım medya döner ustasını suçladı, bu da ayrı bir vicdan katliamıdır.

Sosyal medyada gündem olan olay; işletmeyi kurtardı. Adalet artık Twitter’da sağlanıyor, mahkemelerde değil…

Lâkin, bir sorun daha çıktı ortada.

Özür metni yayımlayan koca şehrin valiliği; yazım hatalarıyla 2 defa aynı metni hatalarla doldurdu, özrü kabul ettiremedi.

Peki, kim sırtlandı bu olayı?

Tabii ki İçişlerinden sorumlu Süleyman Soylu… Konuyla ilgili şunları dile getirdi:

“Devletin cemal ve celal yüzü vardır. Biri tevazu ve yumuşaklığı, merhameti, Diğeri azameti ve sorumluluğunu anlatır… Yöneticilerimizin vatandaşa yüzü hep cemal olmalıdır.

Denizli Valimizin üslup özrü yerinde olmuştur.”

Ne bekliyorduk?

Aksini söyleyecek, valiyi uyaracak veya uzaklaştırma vereceğini mi?

Kendisi istifa edemeyen bir bakanın, kendi valisini elbette koruyacaktı. Bu yaklaşımlar, maalesef bu tür olayları artmasında sebep oluşturuyor. Kimden cesaret alıyorlar, diye sormayın; cevap bu yazıda…

Denizli eski valisi akıllara geldi, bu olaydan sonra. Hatta oyuncu Erdal Beşikçioğlu, ‘Vali‘ adlı filmde rahmetli Recep Yazıcıoğlu‘nu canlandırıyordu.

Yurttaşı dinleyen, yurttaşın derdine ortak olan, sadece yurttaşı için hizmetkâr olan Vali Recep Yazıcıoğlu.

Türkiye; hizmetkâr Recepleri kaybetti; ülkeyi karanlığa götüren Recepleri doğurdu.

Vali Atik’in kibri ile Recep’in kibri; Türkiye’nin en büyük karanlığıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: