Genel

Erken seçim sinyali

Seçimler için bir gündem yaratıldığı, yayılan kokulardan belli. ‘Seçime gitmek istiyoruz‘ veya ‘seçime gitmek istemiyoruz‘ demeleri; seçim sinyalini çakmak anlamı taşıyor.

Çünkü yurttaşı bu konuda hazırlamak istiyorlar. Ama bu o kadar kolay değil.

AKP, yıllardır Türkiye’de ‘demokratik seçim’ ortamını yaratamadı. Ki zaten pek de demokratik bir seçim ortamı istediğini sanmıyorum iktidar cephesinin. AKP’nin tek başına iktidar olmak veyahut kendi sesine ses katacak, kendi hükmünün altına girecek bir yandaş partiye ihtiyacı var. Kendi başına iktidar olamıyorsa; ‘boynuz kulağı geçmeyecek‘ denircesine bir yandaş partiye ihtiyaç duyarak hareket etti.

AKP, tek başına iktidar olmayı kaybettiğinde, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu aracılığıyla koalisyon arayışlarına girmişti. Nitekim kimse yanaşmadı. Bugün MHP ile kafa kafaya, omuz omuza yürüyorlar. Çünkü MHP, her şeye ‘evet’ diyor.

Muhalefet seçim öncesi ve seçim esnasındaki kuvvetini, stratejisini iyi idare edemediğinden; yurttaşın algısında sürekli ‘Erdoğan’ı devirmek için uğraşıyorlar’ şeklinde bir kaygı oluşuyor. Bu da muhalefete olan güveni azaltıyor; kini artırıyor.

Kimi yurttaş da ‘Erdoğan gitsin de, ne olursa olsun’ algısı içinde.

İşte bu sağlıklı bir seçimi doğurmuyor.

Muhalefet, seçim öncesi güçlü bir kampanyaya ihtiyaç duyar. Bunu yürütürken de halkla ilişkilerini iyi kurmalıdır. ‘Nasılsa gidecekler’ diyerek projesiz, plansız, halkın içine karışmadan, halkın nabzını siyasette attırmadan sandığa gidilmez.

Muharrem İnce, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayıydı. Oldukça etkileyici bir siyasete sahiptir kendisi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmalarını yıllarca dinledim. Öyle kolay alt edilecek bir siyasetçi değildir. Mustafa Kemal Atatürk tartışmalarına dahil olmasaydı, iyiydi belki de; ama bu da onun tercihi.

Tek bir hata yaptı İnce.

O da Cumhurbaşkanlığı seçimindeki geceye kadar herkesi diri, canlı, hevesli tutup; tüm görevlilerini sandık ve çuval başlarında nöbete diktikten sonra; kendisi de ortadan kaybolarak yaptı.

Tabii ki Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti CHP’ye herkes ihanet etmek istemez. Biraz da partinin zedelenmemesi için, ‘Parti içinden bana bilgi verilmedi. Ben de yurttaşın karşısına bilgisiz çıkmak istemedim’ diyemedi.

Demek istemedi.

Keşke deseydi!

Çünkü CHP şu an çok mu iyi bir parti durumda? Ya da şu anki CHP, eski CHP ile aynı mı? Değil elbette.

Şimdi Muharrem İnce, Memleket Hareketi sürecine girdi. İnce, sıfırdan başlamak için Türkiye’nin 81 ilini; yanına yeni yüzler, tanınmamış kişileri alarak gezmeyi sürdürüyor. Sokakta yurttaşın nabzını tutuyor, dinliyor, yayımlıyor.

Medya suspus! Orası ayrı…

Seçim kokusu da neyin nesi?

AKP, seçimler için kolları sıvadı aslında. Sadece fırsatı kolluyor.

Dolar 8’e, euro 9’a çıktı. İşsizlik 10 milyonu geçti, alım gücü sıfıra indi. Enflasyon ise maalesef yüzde 10’a adım adım yükseliyor.

Sokakta kadın öldürülüyor, katil serbest. Çocuklar cinsel istismara uğruyor; tecavüzcü serbest.

Gençler pandemiden ve eğitimden kaygılı; gelecek planı kuramıyor. Kadınlar da işsiz, ki en çok kadınlar etkileniyor bu durumdan.

Zamların ve vergi artışlarının sebebiyle; artık her gıdanın, malzemenin de fiyatı katlanıyor.

AKP, neyle seçime gidecek? Bir şey kalmadı ki elinde.

Lâkin Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde şu sözleri söylemişti:

Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir.”

Bu sözle aslında AKP Genel Başkanı Erdoğan, her şeyin farkında olduğunu belirtti. Sadece dayanmak için dini duyguları öne attı. Yani bugünden sonra ne derse desin; anlamsız. Artık yeni bir şey söyleyemeyecek. Sadece yeni krizler yaratıp, o krizlerle seçmenini seçime kadar diri tutmaya çalışacak. Ama Ayasofya’nın açılışı dahi yüzde 0,02 oranında oy arttırdı. Sonrasında ise düştü.

Neye göre erken seçim?

Seçimler için 2 yıl önce, hem tüm yurttaşı, siyasetçileri hem de YSK’yi uyaran Erdoğan; bugün erken seçim isteyenleri eleştiriyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erken seçim için sinyal veriyor; ama iki yıl önce 2018 seçimleri için erken seçimin ilk adımı atan MHP lideri Bahçeli, MHP, seçimlerin zamanında yapılmasından, 2023 yılı Haziran ayında yapılmasında kararlıdır. Erken seçim boşuna nefes israfıdır,” diyerek Kılıçdaroğlu’nu frenliyor.

Peki, CHP neyine güvenerek erken seçim istiyor?

Proje var mı? Plan nedir? Yurttaşın karşısına neyle çıktılar? ‘Nasılsa herkes bıkmış AKP’den; bir şekilde gidecekler’ demekle seçime gidilir mi?

Şimdi bir de bu yazıma MetroPOLL araştırma şirketinin anketlerindeki Eylül ayı sonuçlarını ekleyeyim:

Bu pazar milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?

AKP: Yüzde 32,3

CHP: Yüzde 17,7

İyi Parti: Yüzde 8,8

HDP: Yüzde 8,1

MHP: Yüzde 7,3

Saadet Partisi: Yüzde 1,2

Deva Parti: Yüzde 1,0

Gelecek Parti: Yüzde 0,7

Bu sonuçlar neyin nesi?

Bu sonuçlar da gösteriyor ki, sadece iki parti barajı geçiyor. Yani 21. yüzyılın Türkiye’sinde bir muhalefet partisi; baskıcı, bağnaz, yıkıcı ve de doğayı, hayvanları katledenleri izleyen; kadına şiddet gösterenleri serbest bırakan bir partinin oranlarını geçemiyor.

AKP düşüyor; ‘gidecek nasılsa‘ diyen muhalefetin oy oranları da düşüyor. Oy oranlarında artma görülmüyor.

Lâkin iktidar partisi AKP; 24 Haziran 2018 seçimlerinde oy oranı yüzde 42 iken, yüzde 32’ye iniyor. CHP de yüzde 22’den yüzde 17’ye düşüyor. HDP yüzde 11,7’den yüzde 8,1’e; MHP ise yüzde 11,10’dan yüzde 7,3’e düşüyor.

Seçim için beklenen sinyal

AKP ve MHP koalisyonunun(Cumhur İttifakı), seçimlerin 2023 Haziran ayında yapılacağını söylediklerine bakmayalım. 2021 veya en geç 2022 sezonunda seçimlere gidebiliriz.

Çünkü Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği o acıya dayanan mümin sözleri; öncelikle seçmene geçmesi lazım. Seçmenin bunu hissetmesi gerekiyor. Bunca ekonomik, eğitim, sağlık, gelecek kaygısı krizine rağmen yine de Erdoğan’a oy verebilecek yüzde 45’lik oranın olması gerekiyor.

Erdoğan bunu gördüğü an beklemeden seçim sinyalini çakar. Çünkü bir zafer tadını daha bekliyor kendisi. Krizler bu yüzden başlatılıyor.

Ayrıca muhalefetin kampanya yapmaması, muhalefet partileri hazırlıksız yakalamak adına bir anda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli aracılığıyla, “Hadi seçime gidiyoruz,” diye söyletme anını da bekliyorlardır.

İktidar düştükçe, muhalefet de düşüyor. Peki, seçmen kime güvenecek?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: