Röportaj / Söyleşi

2 renkli kuşak

Bu defa rotamı renkli ve güzel bir yere çevirdim. Ve bu aşamada biraz daha gizli kalan bir yaşam biçimini öğrenip, sizlere de aktarmak istedim. Toplumuzda sürekli dışlanan fikirler, tercihler, kararlar; farklı görünen her şey… Kabul görülmeyen çoğu şeyi görebiliriz. Bu her ne kadar diğer insanları rahatsız etse de, maalesef farklı olan insanları, hayvanları bir türlü olduğu gibi kabul etmeyi beceremiyoruz.

Ben de bu defa LGBT+ bireylerden birileriyle tanışıp, onların yaşam biçimlerini, birey olma kararlarını, yaşadıkları süreçleri ve aldıkları tepkileri sordum. Bana içtenlikle ve güzel cevap veren Batu ve Çağrı; bu süreçte baya mücadele eden kişilerden.

Bursa’dan iki LGBT+ bireyiyle tanıştım dün. Kendilerine süreçle ilgili hemen hemen her şeyi sordum.

23 yaşındaki Batu Yekta, liseden mezun oldu ve çalışarak hayatını devam etmeye çalışıyor. Bu süreçlerini şu şekilde anlatıyor:

Sizin için bu sürece başlama fikri veya tercihi nasıldı?

BATU YEKTA 23 yaşında

Batu:

Bu süreç bir karar aslında. Her transın belirli bir süreci olmuştur. Biz de buna genellikle ergenlik dönemi diyoruz. Genellikle ergenlik döneminde kişiler tam anlamıyla bunun farkına varıyor. Bu kişi ailesine açılabilirse, açılıyor. Açılamazsa, kendi çabalarıyla araştırma yapıyor. Ki ben böyle yapmıştım. Şu an da hâlâ bu sürecin içindeyim. Sürecime devam ediyorum. Kendimi tanımam ve tamamen karar verme aşamam, lise dönemimde başladı. Bir şekilde bu durumu ailem telefonumu alarak öğrendi. Bu süreçler içerisinde fiziksel ve ruhsal sıkıntılar da yaşadım. Kan bağı olarak hiç kimse yanımda durmadı. Kendi çabamla sürecime devam ediyorum. Destek olmadıkları halde, anlamaya da çalışmadılar beni. Ben de kendi çabalarımla yapıyorum her şeyi.”

Bu süreçte ailenin kabul edip, etmemesi bir şeyleri değiştiriyor mu?

Açıkçası değiştirmiyor. Tam bir ailede büyüdüğümü hissetmiyorum. Aile ortamında ziyade, tek çocuk gibi büyüdüm. Başıboş bırakılan bir tek çocuktum. Kendi işimi kendim yaptım. Bundan gocunmuyorum ben asla. Bu beni olgunlaştırdı. Erken olgunlaşmak zorunda kaldım. Bundan da şikâyetçi değilim” dedi ve bu süreçteki aşamaları açıkladı Batu:

“Bunun belirli bir süreci vardır. Öncelikle psikiyatri sürecinden geçersin. En az altı aylık bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Düzenli olarak gidiliyor bu seanslara. Daha sonra endokrin hormonu testleri uygulanıyor ve bu aşama sonrasında da heyet raporu kısmı var. Anlattığım bu süreç en az bir yılı alıyor. Ki ikinci bir yılı dahi bulduğu zamanlar da oluyor.

Bu süreç herkes için geçerli mi? Bunlara ihtiyaç duymadan da trans olabilen var mıdır?

Devlette bu bir kanundur. Herkes için geçerlidir. En az 6 aylık bir süreç gerekiyor. Bu kişiden kişiye değişir elbette. 6 aydan, bir yıla dahi çıkabilir. 2 yıla da çıkabilir. Kişiye göre bağlıdır ve daha çok doktorun kararı önemlidir. Doktor kararını verirken, ‘sen trans erkek veya trans kadınsın’ diyor. Bu sürece devam edebilme onayıdır. Psikiyatri, endokrinden bir randevu almanızı istiyor. Bu sayede hormon seviyenizi görmek ister. Sağlığınızda herhangi bir problemin olup, olmadığına bakıyor. Eğer o kişide sağlık problemi varda; bu da ilerde ciddi problemleri doğurabiliyor. Bu da genelde böbreğe zarar verebilen bir problem ortaya çıkar. En düşük zarar, saç dökülmesine sebep olan problemdir. Bu da hormon aldıkça gerçekleşen bir şeydir, gayet normal.”

Bu sürece başlama kararı aldığınızda, kimlerle ilk görüşme sağladınız? Kimlere açılmayı seçtiniz?

Bu defa bu soruma 22 yaşındaki Çağrı yanıt veriyor. Kendisi aslında bir trans erkek. Bunu da ilk arkadaşlarına açıklamayı daha uygun görüyor. İlerleyen zamanlarda da ailesine açılması gerektiğini de belirtiyor. Bu sürecin oldukça maddi zorlukları olduğunu da ekleyen 22 yaşındaki üniversite son sınıf öğrencisi Çağrı, okulların pandemi sebebiyle artık açılamayacağını düşünerek iş arıyor. Sorduğum soruya da şu şekilde cevap veriyor:

Sürece başlamaya karar verdiğimde, arkadaşlarıma anlattım ilk olarak. Tabii aileme de açılmayı düşünmüyorum açıkçası. Aileme açıldıktan sonra sürece girmeyi düşünüyorum. Etraftaki arkadaşlarım da benim gibi oldukları için, onlara bahsetmek daha kolay. Aileme ben yaklaşık beş yıldır durumu anlatmaya çalışıyorum. Bu beş yıldır anneme böyle insanların var olduğunu göstererek ifade etmeye çalışıyorum.”

Sözü bir kez daha Batu devralıyor, “Aile çok büyük bir destek bu konuda,” diyerek bu süreçteki önemli destekçilerin de aile olduğunu vurgulayarak son noktayı koyuyor.

LGBT+ bireyi olmadan önceki dönemler ile sonraki dönemler arasındaki ruh haliniz, seçimleriniz, kararlarınız değişti mi, aynı mı kaldı?

Batu:

Ruh hali değişimi elbet oluyor. Ama bu ergenlikten geçiş süreci gibidir. Hormon aldığında da birinin ruh hali değişiyor. Çünkü vücudun bir değişim gösteriyor. Hormon seviyen değişiyor. Bir cinsiyet değişim kolay değildir.”

Çağrı 22 yaşında

Çağrı, devam ediyor aynı soruyu yanıtlamaya:

Yeni ergenliğe girmek gibi düşünelim. Ben şu an 30 yaşında da hormon kullanmaya başlasam; sizin ergenliğe girdiğiniz zamanki gibi olur; duygu durumu, libido açısından da aynı şekilde de; sinirlilik gibi vesaire aynı şekilde değişim gerçekleşiyor.”

Batu:

Hormona ilk başladığınız zamanlar. Vücut, kendini toplayana dek, o değişimi tamamlayana dek, belirli bir ergenlik sürecinden geçiyormuş gibi hallerle karşılaşıyor.”

LGBT+ olma kararınızdan sonra, sizde ne gibi kararlar, tercihler değişmeye başladı?

Bu soruma Çağrı bir arkadaşından örnek vererek açıklıyor:

Hormon etkilerine başlamadığımız için, hormondan sonra tam olarak nasıl oluyor bilemiyoruz. Benim üç yıllık bir arkadaşım, hormonları dışarıdan aldıktan sonra, o kadar çok değişti ki; kendisini tanıyamıyorum. Eskisine göre çok daha farklı seçimler ve kararlar yaşatabiliyor.”

Bu aşamada kimleri kaybettiniz?

Çağrı:

Benim oldu? Üniversite birinci sınıfta arkadaşlarıma yaklaşık dört ay sonra söyledim. İki ay sonra da arkamdan konuşmaya başladılar. Bütün sınıfı bana karşı doldurmaya başladılar. Şu an dördüncü sınıftayım ve üniversitede hiç arkadaşım yok. Yakın arkadaş olarak gördüklerim, kızlara sapıklık yaptığımı, taciz ettiğimi söylüyordu. Bu sebeple de yurtta da barınamadım. Seni destekliyor gibi görünüyorlar; ama arkandan konuşuyorlar.”

Batu:

Benim arkadaş çevrem beni biliyordu. Kimseden kendimi saklamam. Benim gittiğim berberden markete kadar, herkes beni bilir. Kendimden de utanmam. Aile bazındaki kan bağımdaki kişiler, beni istemediler. Yeğenlerimle aylarca görüşmemi istemediler. Kan bağımdaki kişilerle aramda mesafeler başladı. Onlar uzaklaştıkça, ben de uzaklaşmaya başladım. Arkadaş çevremden böylesi bir sorun yaşamadım. Bu yönden mutluyum. Ailemle bu konuda genel bir destek hiç görmedim. Bu saatten sonra da istemem. Çevremin beni bilmesi, desteklemesi çok güzel bir şey.

Karşı taraflardan illa ki tepkiler alıyorsunuz? Buna karşın ne yapıyorsunuz, nasıl karşılık veriyorsunuz?

Batu:

Lise bittiğinden beridir farklı işlerde çalışıyorum. Birçok iş tecrübem de oldu. Kimliğim ve sadece görünüşüm yüzünden de çok tepkiler aldım. Bir örnek vereyim bu konuyla ilgili:

‘Bir sağlık ocağına gitmiştik ablamla. Sadece dış görünüş olarak düşünün. Ablama gidip şunu demiş Doktor: ‘Kardeşiniz uyuşturucu bağımlısı mı, şöyle mi?’ diye bir ithamda bulunmuştu. Sırf bu konuda bir şey söylemesi ve ablamın da bu söze güvenip de gelip bana ahkâm kesmesi farklı bir durum. İş konusunda da sözde şeriatçı, sakallı kişilerle de çok güzel tartıştık(gülerek). ‘Sen şöylesin. Neden böyle yapmıyorsun’ şeklinde gibi durumlar oldu. Ben burada işimi yapıyorum. Gerisine kimse karışamaz. İş kısmı sadece sizi ilgilendirir, özel hayat ise beni ilgilendirir. Bu yüzden bazı yerlerde uzun süre çalışamadım. Orada kişileri şikâyet etsem yeridir. Ama evine ekmek götüren insanlar vardı. Bu konuda da benim vicdanım rahat etmezdi. En son bir kurumsal şirkette müşteri temsilcisiydim. Orada kimse, kimsenin ne yaptığına bakmıyor. Herkes işinde gücündeydi. Ben de oradaki insanlara ben buyum dedim, onlar da yargılamadı. Kimse arkamdan gelip, yüzüme doğru ayıplamadı. Oradaki insanlarla güzel arkadaşlıklar kurdum. Destek oldular.

Kurduğunuz yeni arkadaşlıklarda kimliğinizi direkt belirtiyor musunuz yoksa belirli bir zaman sonra mı açıklıyorsunuz?

Batu:

Bu biraz kişiden kişiye değişiyor. Direkt tanıştığım kişiye kendimi ve trans erkek olduğumu söylemiyorum. Genellikle karşımdaki kişiler anlıyor. Bazıları ise direkt olarak soruyor. Onlara biraz daha şaşırıyorum(gülerek). Genellikle bu konuda bilgisi olan insanlar oluyor. Direkt olarak işte ‘sen şöyle misin, birey misin?’ diyorlar. Evet, ben bireyim diyorum. Onun dışında ilk kendimi tanıtan biri değilim. Kabul edenler olduğunda, arkadaşlık sürecimizi devam ettiriyoruz.”

Genelde Türkiye’de ‘sapkın’ olduğunuza yönelik tepkiler, söylentiler dolanıyor. Hatta bir de muhafazakâr kesim Kuran’ı Kerim’de ayetler ile karşınıza çıkıyorlar çoğunlukla. Buna ne diyeceksiniz, tepkiniz nasıl oluyor buna karşın?

Batu:

Bu konuda çok güzel tartışıyorum insanlarla(gülerek). Çünkü dini konuda cidden bilgim var. Zamanında dini konu üzerinden çok araştırma yaptım. Ve de bu örnek olarak genellikle Lut kavmi ile. Bu örnek oldukça alakasız ve saçma. Lut Kavmi’ndeki insanlar zorbalık yapıyor. Bu zorbalığı direkt olarak bizlerle bağdaştırmaları saçma. Orada bir istismar var. Orası çok farklı ve LGBT ile farklı bir durum. Bu konuda ben, oradaki insanların yaşadığı zorbalık ve istismara yönelik olduğunu söylüyorum. Bizimle alakası olmadığını anlatıyorum. Kimse araştırmak istemiyor. Tamamen sabit fikirlerle karar veriyorlar. Birilerinin açıklama yapmasına dahi izin vermiyorlar.”

Çağrı:

Benim babam dinine aşırı düşkündür. Kendisi de LGBT bireylerinin günahının olduğunu düşünen bir insan değil. ‘Bunu biz bilemeyiz’ diyor. Babama direkt Lut Kavmi diyorum; sadece bundan dolayı olmadığını o da biliyor. Ailem, etrafımdaki bireylerinin hepsini tanıyor. Neden bu böyle diye sormaz. Benim annem trans kadın arkadaşıma ‘kızım’ diye hitap eder. Annem de dinine çok düşkündür. İnsanların bazı konularda gözlerinin kör olması çok kötü bir şeydir.”

Belirli bir süre sonra bu karardan vazgeçmek mümkün mü? Yapamayıp, kararından geri dönebilen olabilir mi?

Çağrı:

Zaten psikiyatri sürecine bu yüzden giriyoruz, ‘acaba vazgeçer mi?’. Kendini tanıma aşamasında vücudundan rahatsız olabilirsin.  Bir süre bakarlar. Ben hormon almaya başladığımda, tekrar psikiyatriyle görüşmeye devam edeceğim. Ve ‘değişiminden memnun musun?’ diyecek. Önemli olan bu değişimden memnun olmaktır. Memnun olmazsan, geri dönersin. Kötü bir şey değildir. Genelde geri dönüş olmuyor.”

Batu:

“Çünkü o aşamaya kadar, kişiler kendini tamamen kabulleniyor. Her trans birey, ne kadar bilgili olsa da bir yere kadar. Mantıklı bir şekilde yapmaya çalışıyor.”

Çağrı:

Ailenin kabul etmesiyle 17 yaşında da olabilirsin. 18 yaşındaki bir insan, kendini ne kadar tanıyabilir? 25 yaşında bu sürece başlayıp, tekrar geri dönen insan yoktur. Ama 18 yaşında daha ergenliğin en zirve yaptığı dönemlerdir. Geri dönme ihtimali olabilir.”

Bu kimlik seçimi nasıl işliyor? Kimlik seçimi neden gerekli?

Çağrı:

Meselâ benim kimlikteki ismim, bir kadın ismi. Ama ben o ismi kullanmak istemiyorum. Ailem bana kimlikteki ismimle hitap eder. Ailemin yanında arkadaşlarım da aynı şekilde hitap eder. Çünkü ailem bilmediği için ve bilselerdi, destekleselerdi buna izin vermezdim. Kimlikteki isimlerimiz farklı. Süreçten sonra kimik için dava açıyoruz. Kimlikteki isimler değişiyor.”

Batu:

O aşamaya kadar, biz de kendimizi bu şekilde gördüğümüz için, ben kendimi Batu olarak tanıtıyorum, o da kendini Çağrı olarak tanıtıyor.”

Son olarak değinmek istediğiniz bir şey var mı? Benim de atladığım?

Batu:

“Bu konuda çevreden ziyade, aile büyük rol alıyor. Örnek vereyim, komşu ya da akraba; herhangi bir homofobik birileri, bu konulardaki tepkilere aile eğer manevi bir destek sağlayarak ‘Dur. O benim evladım. Ben, onu bu şekilde görüyorum. Kabul ediyorum,’ derse bu konuda hiç kimse bir şey yapamaz. Psikolojik bir destektir bu.

Sürece etkisi olmaz; ama psikolojik destek önemlidir. Herkes bekler bunu.”

Çağrı:

Meselâ ailem bana ‘kızım’ diye hitap ediyor. Ama beni kabul ederlerse, ben onlara söylediğimde onların bana ‘oğlum’ demeleri dahi yeterlidir. Benim kendimi kabullenme aşamam yıllar sürdü. Ergenliğe girdikten sonra kendimi kabullenemedim. Bir kadınla bile olmayı kabullenemedim. Yıllarca bunun için uğraştım. Baktım olmuyor. Aileme söylediğimde onlar kabul etmediklerinde; kalkıp da onlara kızamam. Kabul etsinler diye uğraşıyorum yıllardır. Onlara bu süreçte olan kişileri gösteriyor, anlatıyorum.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: