Genel

Siyah giyenler ve Sarı çizmeliler

Gündem yine kendi başına ilerlemiyor, birilerini de beraberinde sürüklüyor. Siyaset kendi içinde bir çırpınışta, kendi içerisinde bir rant devşirme peşinde; ama yurttaşa soran yok. Sorsalar da, dinlemiyorlar. Dinleseler de talepleri yerine getirmiyorlar.  ‘Mış’ gibi özel kalemlerin ellerindeki kağıtlara birkaç isim, birkaç satırlık yazı yazdırıp, bölgeden ayrılıyorlar. Yurttaşların gözleri yaşlı, içlerinde kısacık bir umut. ‘Acaba’ diye içlerinden geçiriyorlar. Yıllardır yara sarmak için giden siyah giyen adamlar; kimin yarasını sardı? O yaralar hep bir kenarda kanamadı mı?

Çaresiz ve haykırışlarını kimseye duyuramayanlar, siyah takım elbiseli, sarı çizmeli ekibin tekrar eli dolu geleceklerini, yüzlerinin gülecekleri anı bekliyorlar. Ama yok. Yüzlerde yine gözyaşı, çaresizlik, umutsuzluk… Siyah giyenler ve sarı çizmeliler çoktan terk etmiş bölgeyi. Biraz görünmüş, azıcık gözlerini kaçırarak çaresizliğin ve umutsuzluğun okunduğu yüzlere uzaktan bakmış ve saatleri dolduğu an bölgeyi terk etmişlerdir.

Bahsettiğim bölge, Giresun. Sadece Giresun değil, birçok il ve bölgede buna benzer yaklaşımları görmek mümkün. ‘Devlet, kime yetecek kardeşim?‘ diyebilirsiniz; yetemiyor ise, devlet olmasınlar o halde. Tek oturumda kendi maaşlarını istedikleri gibi yazanlar, asgari ücretliye gelince günlerce karın ağrısı çekiyor.

Giresun’da geçenlerde bir yağışla, tüm il ve çevresi sele kapıldı. Kayalar, taşlar, araçlar birbirine girmişti. İnsanlar çaresiz ve yorgundu. Dere kenarında ev mi yapılır sorusunu duyar olduk, okuduk. Gel de oraya sor bi bakalım. Oraya mitinge gidenler, esnaf, halk ziyareti yapanlar; hiç mi görmedi o ilde yaşayanların halini? Bilmiyorlar mı dere kenarında, çökme tehlikesi olan bölgelerde ev, konut, iş yerinin olamayacağını? Yurttaşlar bilmiyorsa, başka çareleri yoksa bunu sağlayacak kişi devlet değil midir?

Demek ki, oydan başka istekleri olmadığı gibi; göz boyama sanatında da iyiler bu işlerde. Oy gelsin de, biz iktidarda kalalım da; gerisini hallederiz siyasetidir bu.

Hâlâ giden olmamış, hâlâ yaraların sarılmadığı bir şehir olarak listeye eklendi; muhalif gözlerin önünde. Bursa’da da aynı sel felaketi yaşanmıştı. Önlem alınmamış, fıtrat deyip geçilmişti. Manisa Soma’da da maden çökünce, 300 kişi hayatını kaybetmişti, ‘fıtrat’ denilip geçilmişti.

Binaları dikmek, topraklı zemine; yolları asfaltlamak, kaygan riski olan toprağın üzerine; oteller dikmek; canlı ve yemyeşil güzelim doğayı katlederek… Sonra miting kürsüsüne çıkıp, “Milyon kilometrelerce yol yaptık, milyon civarında konut inşa ettik,” siyaseti ile bir de sandıklara köprü oluşturuyorlar.

Evleri sele teslim olanlar, sularla iç içe, aynı acılara dayanmak zorunda bırakılacak; siyah giyenler ve sarı çizmeliler ise ‘şükür’ etmeyi öğretip, ‘fıtrat’ deyip geçecekler.

Halimize şükür, taş yağmıyor kafamıza…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: