Röportaj / Söyleşi

Cinsiyet ayrımcılığı, mavi ve pembe giysilerle başlıyor

Kadınların mücadelesinde bir dolu mücadeleye imza atan Bursa Kadın Platformu, çeşitli siyasi partiler, sendikalar ve kadın örgütlenmesiyle 2000 yılında kuruldu. Sadece kadınlara özel günlerde mücadele ederken; 2006’dan beridir kadına özgü günlerle beraber, kadınların şiddet gördüğü, tehdit edildiği, cinsel istismara maruz kaldığı her alanda faaliyetlerini sürdürüyorlar. Kurumsal olarak 20 yıldır faaliyet gösteren platform, Bursa kamuoyunda da tanınır bir yerde duruyor.

Bu mücadelenin bir parçası da, hep ön safta yer alan, kadınların soluk almasında katkı sağlayan Bursa Kadın Platformundan Necla Türemen’le kadınları konuştuk. Kadınların daha bebekken yaşadıkları eşitsizlikten, erkek çocuklarının da duydukları ve gördükleri yaklaşımlarla kadına olan taciz ve şiddetin önünün nasıl açıldığına değindik. Türkiye’de olduğu gibi, Bursa’da da kadınlar için birçok derneklerin olduğunu; ama sadece iki derneğin kadınlar için mücadele ettiğini belirtti. Ayrıca pandemide şiddet gören kadınların; kolluk kuvvetinden destek görmediklerini de vurguladı.

Kadın’ın temelinden başladık söyleşiye. Renkli ve mücadeleci bir ruhla kadınların sesine kulak veren Türemen, soruları içtenlikle yanıtladı.

Kadın, sizce nedir, ne değildir?

Sadece Türkiye’de değil; dünyada da kadın, ikinci sınıf muamele görüyor. Ataerkil toplumdan bu yana böyle. Ondan önce kadınlar daha fazla hüküm sürüyormuş. Avlanmalarda erkekler daha fazla öne çıkmış, kadınlar da mağaralara kapatılmış. O günden bu yana kadınlar ev işi yapan, erkeklerin de dışarıda çalışan olarak algılanmış. Din’le, ekonomiyle kadınlar sürekli böyle bastırılmış bir birey olarak kalmış.”

RENKLİ GİYSİLERLE AYRIMCILIĞIN ÖNÜ AÇILIYOR

Kadınlar, erkeklere göre farklı mı büyüyor? Neden?

Tabii ki farklıdır. Çocuklar doğar doğmaz, erkek ve kız çocukları arasında ayrım yapılıyor. Kızlar için cinsiyet ayrımı yapılıyor. Kızlar için pembe giysiler, erkekler için mavi ve yeşil giysiler seçimleriyle bebeklikten başlıyor ayrımcılık. Kız çocuğuna, ‘Şöyle oturma ayıp. Terbiyeli ol.’ Erkek çocuğu da ‘her şeyi yapar.’ Affedersin pipisini bile rahat gösterilir, teşvik edilir. Sünnet törenlerinde herkese ilan edilir, erkek oldu diye. Ama kızlarda regli olur, kadın olur. Onlar için regli olmak ayıptır, gizlenir. Ve böyle ayrımcılık bebekten başlıyor. Toplumsal değerlerimiz erkekleri sürekli öne çıkardığı için. Ananelerimiz, babaannelerimiz; bizi, kadınları hep bastırıyor. Ama artık zamanla değişmeye başladı. Kadınlar da artık ‘biz de varız’ demeye başlıyor.”

KADINLAR, HER ALANDA İKİNCİ SINIFTA

Kadınlar pandemi sürecinde ne derecede etkilendi? Etkilendikleri şeyler nelerdir?

“Genel olarak, tüm kadınlar çok etkilendi. Çalışan da, çalışmayan da çok etkilendi. Çalışmasa bile dışarıda çalışan erkek, aile bireyleri de evde olduğu için o süreçte kadın iş yükü daha çok arttı. Çalışan kadın için de aynı şey. Bütün evin yükünü aldı, yine erkekler çalışmadığı için onların da iş yünü arttırdı. En çok iş yeri sahibi kadınlar etkilendi. Kuaför, terzi, işçi çalıştıran kadınlar, evinde pasta, börek yapıp satan kadınlar veyahut hobi olarak el işi yapan ve bunları satan kadınlar daha çok etkilendi. Kuaför ve terzi iş yeri sahibi olan kadınlar; hem iş yerinin kirasını hem de çalışanlarının parasını ödediler. Ama gelirleri de yoktu. Birkaç kuaför arkadaşla görüştüğümde, hâlâ bu zorlandıklarını söylediler. Eskisi kadar yoğunluk, randevulu çalışıyorlar. İki kişiden fazla kişiye hizmet edemiyorlar. En çok da hiçbir iş yapamayanlar etkilendi. Ev temizliğine giden kadınlardı. Sosyal güvenceleri olmadığı için, yardımlardan da faydalanamadılar. Halen daha gündelik işlerine giden kadınlar; çağrılmıyorlar. Çünkü dışarıdan virüs taşımalarından korktukları için, o hizmeti alan kişiler, hizmeti kestiler.

Kadınlar ekonomik ve psikolojik olarak bütün gün evde birlikte oldukları için, erkekler tarafından daha fazla şiddete uğradılar.”

Bursa’da şiddet uğrayan kadınlar destek alabildiler mi?

Şiddete uğradıklarında bizlere ulaşanlar oldu. Şiddete uğrayan kadınları, kolluk güçlerine yönlendiriyoruz. Bu süreçte 183 ve 155 de cevap vermedi çoğu kadına. Pandemi var, sizinle uğraşamayız diyenler oldu. Kendi olanaklarımızla kadınlara destek olduk. Bursa çapındaki derneklerin hepsi, bizim yaşadığımız sorunları yaşadılar. Kendi çapımızda yöntem gösterdik, çözümler ürettik.”

Türkiye’de kadınlar her bölgede de eşit şartlarda mıdır?

Kadınlar her bölgede eşit şartlarda değildir. Ama öldürülürken eşit şartlardadır. Yani yaşarken, zorlukla mücadele eden Karadeniz kadını farklı, Marmara farklı gibi görünüyor; ama şiddet gösterirken ayrım gözetmiyorlar. Güneydoğu’da, Doğu’da daha çok şiddet var, daha çok kadın ölümler var; ama tam tersi. Ev içi şiddet Batı’da daha çok. Bize gelen verilerde, söylenenin tersi çıkıyor. Şiddette coğrafya ayrımı yapamayız.”

Kadınlar iş başvurusunda, iş yerinde sürekli cinsiyetçi yaklaşımla karşılaşıyor. Kadınların bu yaklaşımların karşısında neler yapmalıdır?

Karşılaştığımız kadınlara, öncelikle işe girerken ve çıkarken var olan haklarını onlara anlatıyoruz. Onların bilmelerini sağlıyoruz. Herkese ulaşamıyoruz, bize ulaşanlara mutlaka haklarını bildiriyoruz. Erkek ve kadının ortak çalıştığı bir yerde, büyük bir kriz olduğunda; ilk olarak kadınlar çıkarılıyor. Çalışırken de kadınlar, erkeklere göre daha az para alıyorlar. Zaten eşitsiz bir ortamda çalışıyorlar.”

İstatistikî verilerde; her yıl kadınların ölümleri artıyor. Belli ki kadınları korumaya yönelik bir adım atılmıyor. Peki, sizce ne tür bir kalkan lazım kadınları korumak için?

Çok güzel yasalarımız var ve yeterlidir. Ama uygulamaya gelince yetersiz kalıyor. İstanbul Sözleşmesi’yle birlikte 6284 nolu yasa; kadınları koruyor. Kolluk güçleri ve mahkemeler; yasaya göre ceza verseler, bu kadar ölümler olmayacak. ‘Öldürüleceğim’ diye bağırarak öldürülen kadınlar var. Elli defa kolluk gücüne müracaat etmiş; ama buna rağmen öldürülen kadınlar var.

YASALAR UYGULANIRSA CAYDIRICILIK ARTACAK

İlk yasa çıktığında(İstanbul Sözleşmesi), birçok iller arasında Bursa da pilot illerden biriydi. Yasayı tüm kolluk güçleri iyi biliyordu. Bursa’daki tüm devlet kurumları; emniyeti, valiliği, içişleri bakanlığına bağlı birimler, Milli eğitimi, Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Eğitimleri aldılar. 2 yıl kadın ölümlerinde azalma görüldü. Çünkü yaptırımlar çoğaldı. Kadın, karakolu aradığında, hemen erkeği evden uzaklaştırıyorlardı. Veya korunma ihtiyacı olan kadını, sığınma evlerine yerleştiriyorlardı. Yasaları bilen kişiler; FETÖ dalgası, KHK ile işten atılanların yerine gelenler de bu yasaları bilmedikleri için karakola sığınan kadına, ‘kocandır, yapar’ denilip geri gönderildi. Şiddet gösteren erkeğin uzaklaştırması varsa; evin etrafında dolanıyor.  O erkeğe de bir yaptırım yapılmadı. Yasalar uygulanırsa, caydırıcılık artacak. Şimdi, ‘Öldürürüm. İyi halden pişmanım derim, çıkarım’ deniyor. 3-5 yıl yatıp, afla çıkıyorlar. Pandemi döneminde af sebebiyle çıkardılar birçok kişiyi. Bu sebeple de bizi arayıp da, ‘bana taciz eden kişi içerideydi, dışarı çıkmış’ diyerek panik yaşayan kadınlar var.”

Kadınların bu ataerkil yapıya karşı mücadelesini yeterli buluyor musunuz? Bunlar kadınları korumaya yeterli değilse, kadınların korunması adına kurulan sivil toplum örgütler arttırılmalı mıdır?

Kadın dernekleri çok fazla var. Köy dernekleri var, kadın kooperatifi var. Kadın için bir şeyler yapan çok fazla dernek var. Hak temelli çalışan çok az dernek var. Bursa’da iki tane hak temelli çalışan dernek var. Birincisi Mor Salkım, ikincisi Koza Kadın Derneği’dir. Bunun dışında birçok köy dernekleri var. Ama hak temelli değiller. Daha çok kadın istihdamına yönelik şeyler yapıyorlar. Bu da yeterli olmuyor. Ataerkil yapıyı kırmak için, topyekûn bir eğitime ihtiyaç var. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimlerinin devletin tepelerinden yayarak verilmesiyle kurtulabiliriz. Yoksa biriler çıkıp, ‘kadının sokakta ne işi var,’ dedikçe ataerkil yapıdan kurtulmamız zor.”

İstanbul Sözleşmesi’nden istenilen sonuçlar alınırsa şayet, kadın ölümleri ve kadına yönelik şiddet son bulur mu?

Son bulmaz; ama çok azalır. İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmazlarsa, bu haliyle de yeterli değil. Bu sözleşmesinin yasalarının verdiği kurallara göre uygulanmasını istiyoruz. Cezalar bu sözleşmeye göre verilir ve kadınlar da korunursa, çok azalır ve hatta bitme noktasına gelir.”

Kadınlar genelde erkek arkadaş, eski sevgili, eş veya boşandığı eşi tarafından öldürülüyor. Genelde iletişimi sık kurduğu erkekler tarafından öldürülüyor. Neden?

Erkek, kadını sahipleniyor. Yani ‘benimsin, istediğimi sana yaparım. Benden başkasıyla olamazsın,’ diyor. Yani reddedilmeyi kendine yediremiyor erkekler. Egoları yüksek olduğu için. Doğuştan beri, ‘sen erkeksin, yaparsın’ diye büyütüyoruz sizleri ondan(gülüyor).”

-“Hâlâ öyle, değişmiyor. 2020 yılındayız, çocuklar böyle büyüyor,” diye ekliyorum. Araya giriyor Türemen ve şöyle devam ediyor:

Metropollerde de var. ‘Kral oğlum, paşa oğlum, sen böylesin, şöylesin ‘ diyerek yetiştiriyoruz. Benim çevremde de var. İki kız, iki erkek yeğenlerim de var. Kendi çocuklarım yok benim. Dördüne de, ‘Flört Şiddeti’ diye bir yazı var, iki üç sayfalık bir yazı. Buna göre arkadaşlık kurmalarını söyledim. Kendiniz de şiddet uygulamayın, size de şiddet uygulanmasına izin vermeyin. Bu maddelerden birini görürseniz, erkek veya kadında; hemen ondan uzaklaşın, dediğimde; ‘hala sen ne biçim kadınsın’ diyorlar(gülüyor). Böyle yetiştireceğiz. Özgüven ve pohpohlamak ayrıdır. Bu ayrımı koymaları gerekiyor.

Özgüven aşılamak, aslında şöyle bir şey; “Çocuklarıma özgüven vereyim, ayakları üzerinde dursunlar,’ derken aslında yaklaşımları, olayı şiddet yanlısı haline getiriyor,” diyerek düşüncemi ifade ederken, Türemen’in de onayını alıyorum orada. Türemen de son olarak şunları ekliyor sözlerine:

Aynı evde büyüyen kız ve erkek, farklı büyütülüyor. Birine baskı uygularken, birini de daha çok özgür bırakıyorlar. Çok az ev evde eşit davranıyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: