Genel

Gazeteciydim, fabrikada çöpçü oldum

Bir kez daha kendi köşeme döndüm. Kendi bloğuma… Ne zaman kendimi çaresiz hissetsem, galiba burada nefes alabileceğimi hissederek buraya gelip, düşünüyorum bolca. Burada kendimi özgür hissettiğimi iyi biliyorum. Bunu hissettiğim için, bir yerlerde yazım veya haberim yayımlanmadığından kendimi burada ifade etmeye çalışıyorum.

***

Kendimi gazeteci olarak bir konuma koydum, yıllar önce. Emek verdim, çokça. Hatalarım hâlâ gözle görünür cinsten. Çünkü çok kolay bir meslek olmadığı gibi, çok da çetrefilli. Yüzlercesi işsiz, onlarcası tutuklu… Herkes bir dala tutunmuş gidiyor. Kimisi kendi mecrasında, benimki gibi… Kimisi de başkalarının mecrasında hâlâ direniyor. Nereye varacağı hiç belli değil. Ya hepten yok olacağız, ya da bir yerde kartopu misali büyümeye, güçlenmeye başlayacağız. İşte o zaman bizi yok etmelerine, özgür medyaya saldırmaya güçleri yetmeyecek.

***

Pandemi sürecinden beridir, evdeyim. Bursa’ya bir geldim, gazetelerde işe girmek için vereceğim çaba, bekleyiş bana yetmeyeceğini düşündüğüm için, acilen paraya da ihtiyaç duyduğumdan; fabrikanın birine girdim. Ben bir gazeteciyim, fabrikada çöpçü oldum. Daha sonra depoda dikiş ve nakış ipleri satış bölümünde çalıştım. İşçiydim yine… Sonra depoda forklift makinesi operatörü oldum. İşçiydim yine… Gazeteciyim; ama işçiyim de… Kimsenin elimi tuttuğunu görmedim o yıllarda. Büyük düşünen bir gazeteciyim, küçük olsam da…

***

Fabrikada çok dayanamadım; dayanamazdım. Çünkü ben gazeteciyim. Raf aralarında twitterda haber yazan, haber okuyan ben; işçi hayatımla yeni tanışmış, alışmaya çalışıyordum. Dayanamazdım; çünkü ben gazeteciydim. İmkân verildiğinde çok güzel işler başarabilen ben, işçi olmakla kaldım. Yetmedi. Kargo şirketinde işe girdim, mobbinge maruz kaldım, param eksik yattı. Ben gazeteciydim, ama evlere kargo dağıtıyordum. Bu ülkede medyaya yapılan baskı öyle bir kötü hale gelmişti ki, maalesef gazetecinin hali kara bir duman haline geldi. Benim gibi, hatta kötüsü var; yüzlerce…

***

Fabrikada çalıştığım yıllardan

Pandemi geldi, ücretsiz izin tabiriyle eve kilitlendik. Bir başka gazete bloğu üzerinden çalıştım, 2 ay. O da iyi gider dedik, el değiştirdi ve benim de siyasi haber, eleştiri yazılarıma son verildi. İşler değişti, tasfiye edildim. Başka bir yere girdim, haberlerim seçilmeye başlandı. Olabilir. Herkes kendi gazetesi için, her haberi yayımlatacak değil. Bu da benim hoşuma gitmiyor aslında. Emek verdiğim, haber kaynağımla dakikalarda konuşup, bilgilendiğim bir haberin; günlerce bekletilmesi ve yayımlanmaması beni endişelendiriyor. O halde yapmayalım bu işi, olsun bitsin. Bu iş, ‘otosansür’ ilkesiyle devam edemez. Bu iş, ‘sansür’ ile devam edemez. Bu durumlar beni kırdığı gibi, atacağım adımları da çok kırıyor. Ben, böyle kendimi bu meslekten uzaklaştırılacak şeylerin yapılmasından hoşnut değilim. Ama bu da, bazı kişilerin elinde olan bir şey değil. Muhabirin elinde değildir bu. Maalesef…

***

Özel haberimi bu nedenle kendi bloğumdan yayıma verdim. Pek de ses getireceğini bilmesem de, haberin çürüdüğünü bilsem de; üzerime düşeni yapmak istedim. Ben, üzerime düşeni yaptım. Vicdanım az da olsa rahatlamış oluyor, lâkin gazetecilik bu ülkede biraz da böyle… Hem hükümet sansürlüyor bizi hem de haberlerimizi elden geçiren ikinci ve diğer kişiler… Haberin yayımlanması için birçok diğer medya organlarına mail atsam da, küçük teklifte bulunsam da; maalesef istediğim yanıtı alamadım. Bunu anlıyorum. Biz bağımsız veya serbest gazeteciler; adına ne derseniz deyin, medya organlarına ulaşsak da, anlamsız. Onların bize ulaşması gerekiyor. ‘Şu haberim var. Yayımlar mısınız?’ demek bize düşmüyor. Onların gelip, teklifte bulunması, telifli veya telifsiz yayımlama isteğinde bulunmasını bekleyeceğiz. Durum bundan ibaret oluyor.

***

Bu çok sevdiğim meslek için, bazen şunu düşünüyorum: “Ben neden bu mesleği seçtim. Neden bu işi hâlâ sürdürüyorum? Ben olmazsam, kimse bir şey kaybeder mi? Bu işi bırakırsam, başka ne iş yaparım? Burası Türkiye, hemen ikinci bir meslek bulmak, o kadar kolay mı?”

Ne de çok soru oluşuyor kafamda. Bu sorular beni epey yoruyor. Alt tarafı bazı haberlerimin yayımlanmaması değil mi? Bu meslek böyledir. Ben neden fabrikadaki ve kargodaki kazandığım paralarla bu siteyi aldım? Elbette kendimi ifade edebilmek için. Gazeteciysem, bu mesleği istiyorsam, bunu elde etmem gerekiyordu. Neyse elimin altında böylesi bir şey var. Dileğimce yazıyorum. Şu an gelirim yok, peki aylar sonra gelecek olan bu sitenin parasını ödeyebilir miyim?

***

Geriye sadece bekleyiş kaldı. Eskisi gibi… Eskiden başka bir işim vardı, asgari ücrette kazanıyordum. Arada da burada yazıyordum. Şu an hiçbir şeyim yok. Sadece kitaplarım, bilgisayarım, fotoğraf makinem ve kendim varım. Ha bir de Papatya’m(Daktilo) var. Belki 4 adet arabadan oluşan ‘araba’ koleksiyonum var. Odamda başka şeyler göremiyorum. Yazmayı, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı, haber yazıp, haber okumayı sevdiğim kadar; başka hiçbir şeyleri sevemedim, sevmedim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: