Genel

Köpek döğüşü cinayete teşebbüstür

Edebiyat gününe geldik, her zaman beklediğim gibi… Ama bu defa farklı bir konuya dikkati çekmek istiyorum. Sürekli siyasi, politik yazsam da; bazen hafta sonları farklı konularda yazmayı tercih ediyorum.

Toprak bizden uzak, ağaçlar bizden uzak, canlılar bizden korkuyor. Ne yapmış olabiliriz onlara? Bunların bizden korkup kaçacak kadar ne yapmış olabiliriz? Onlar bizden nefret etmiyor; bunu anlayabiliyoruz. Sadece bizi gördüklerinde kaçmak zorunda kalıyorlar. Bazıları da kendilerini korumak adına, istemsizce hırlıyor, saldırıyor veya direkt olarak ısırıyor. Ne yapmış olabiliriz onlara? Onlar neden bize bu şekilde karşılık veriyor.

Dövmüş olabilir miyiz? Arabayla ezmiş olabilir miyiz? Ya da bunu söylemek içime sinmiyor; cinsel istismarda bulunmuş olabilir miyiz? Vücudunun herhangi bir yerini acımadan kesmiş olabilir miyiz? Bence olabilir. Sırf biraz daha acımasız, biraz daha hırçın olabilmeleri için; kulaklarını, kuyruklarını kesenler vardır. Gözlerimle gördüm… Henüz çocuktum.

Yazarken dahi kendimi kötü hissetmeye başladım, gecenin üçünde…

Sokakta bazı yavru köpeklerini önce alıp, boyunlarına ip bağlıyorlar. Sonra boş bir arazide veya mahallenin bir sokağında; gösteride sergilenen canlılar gibi, herkes gelir o an. Tüm çocuklar bu davete katılır. Köpekleri getirenlerden biri, eline jileti alıyor, acımasızca önce o yavru köpeğin kulaklarını kesiyor. Bir elinin parmaklarından ikisiyle jileti tutuyor, diğer elinin iki parmağıyla da yavru köpeğinin kulağının ucunu tutuyor. Kesiyor, kumaş keser gibi. Kan akıyor, köpek de bu acıyla inliyor, havlıyor. Kime bu çığlıklar, kime! Biz daha çocuğuz. Anlamıyoruz, ama içimizde ufak bir sızı da olsa, müdahale edemiyoruz. Ben, o anı düşündükçe, kötü hissediyorum kendimi. İlk kulağını kesip, atıyor. Sanki kumaşın fazla bir parçasını kesmiş de, fazlalığı da atıyormuş gibi… Köpek, o jilet kesiklerinin verdiği acıyla inlemeye devam ediyor, sırf biraz daha acımasız ve ‘yaman’ olması için. Kesen kişi, öyle diyor. Daha da ‘yaman‘ olması için, daha da ‘yaman.’ Değer mi bu acıya, biraz daha hırçın olması için?

İkinci kulağı kesiyor, aynı şekilde. Aynı acıyı ikiye katlıyor. Köpek havlamaktan yoruluyor, acı içinde kıvranıyor. Parmak ucuna iğne batmak gibi bir acı mı? Değil! Bir parmağı kesmek gibi… İki kulağını kesince, durmuyor, devam ediyor acıyı çektirmeye. Şimdi sıra kuyruğunda.

Yeterli bence,”

Hayır, daha da ‘yaman’ olacak,” diye devam ediyor kesmeye, acıyı yaşatmaya. Bir yavru köpeğin acısı, feryadı; kimseyi durduramıyor. Kuyruk yok, kulaklar yok. Acı geçer mi? Kısa sürede kesikler geçmiyor, kanla kuruyor hepsi. Sonra birkaç gün geçiyor. Köpek alışıyor, acıyı da sineye çekiyor. Erkek çocuğun sünnet olması gibi mi? Değil. Uyuşturmadan, ilaç ve krem vermeden, narkoz kullanmadan; canlı canlı, direkt kesiliyor o kuyruk ve kulaklar. Köpek bu acıları kendi iç dünyasında benimsiyor, aslında ‘yaman’ veya acımasız olmuyor, köpek korku içinde, acı içinde kendini kapatıyor iç dünyasına…

Köpeklerin zaman içinde büyümesi, sarsıntı ve acılara sebebiyet veren olaylarla devam ediyor. Bu köpekleri besliyorlar, bakıyorlar normal şartlarda olduğu gibi. Ama öyle veteriner kontrolü gibi değil; maalesef…

Bitmiyor eziyetler, bitmiyor… O kulaklarını ve kuyruğunu keserek acı çektirdikleri köpekler, orta yaşa geldiklerinde, birazcık büyüdüklerinde diyelim; bu defa köpekleri kavgaya tutuşturuyorlar. Öldüresiye, kanlar içinde kalmalarına kadar. Bundan zevk alıyorlar üstelik. Normal bir şey gibi davranıyorlar. Köpeklerde bir meydana getiriliyor, sonra da orada bir kalabalık oluşturuluyor. Bu sayı öyle bölgelere göre değişiyor. Mahallenin çocuklarının meraklarına göre değişiyor. Bazen az, bazen de çok oluyor. Köpeğin sahipleri, köpeklerin iplerini tutup, köpekleri birbirlerinin üzerine sürüyor. Köpekler birbirlerine çarpıyor ve bir süre sonra, tıpkı sokakta şahit olduğumuz o gereksiz muhatap kavgaları gibi; ‘yan baktın, ne dedin, neden çarptın, yer vermedin, park ettirmedin’ gibi… Köpekler birbirlerine çarpıyor ve kavgaya tutuşuyor. Ki bu müsabaka aşaması diye hitap edilen zamana gelene dek, birçok aşamadan geçiriyorlar köpekleri. Verilen o kesim işlemindeki acı da bunların en kötü hali.

Buna benzer işkenceler, maalesef ülkemizde hapis cezası ile cezalandırılmıyor. İstanbul Eminönü’nde yemlenen güvercinlerin üzerinden aracıyla geçip, katleden şahıs ceza almadı. Çünkü o güvercinlerin sahipleri yoktu, haliyle kimse de şikâyetçi olmadı. ‘Hayvanı koruma yasası’nda, bizim ülkemizde hayvanlar için ‘onlar hissedebilen varlıklardır’ diye bir madde veya tabir yok. Hapis de yok. Bunun içi iyi bir eğitim de yok. Hayvanlar, bu ülkede sanki birer fazlalık gibi görünüyor. Sadece hayvanlar da değil; ağaçlar, çiçekler, ormandaki diğer hayvanlar, kuşlar…

Bu aşamada köpekler kanlı bir halde birbirleriyle kavga etmeye devam ederken, bazıları halden düşer. Köpeklerin sahipleri insaflıysa ki değiller; biraz daha insafları varsa, kavgayı ölüm olmadan bitiriyor. Ya da ölene dek devam ediyorlar… Canice, şeytanca… Ölümden zevk alıyorlar, köpeklerin birbirlerine karşı saldırırken, dişlerini birbirlerinin etlerine geçirip, o anı keyifle izliyorlar. Köpekler kanlar içinde, birbirlerini dişliyor. Ellerindeki telefonlarla olayı kayda alıp, video paylaşım platformlarına atıyorlar. Bir güreş maçı izler gibi, boks maçı anlatır gibi anlatıp, o şekilde de yazarak herkese duyuruyorlar. Marifetmiş gibi de devam ediyorlar…

Köpeğini seven, hayvanları sevip, kollayan; onu kanlar içinde görmek ister mi? Köpeğine sadık olan, onu ölümle burun buruna getirir mi? Bir insan bu kadar cani olabiliyor, bu kadar kötü olabiliyor. Sadece hayvanlar değil; kadınlar, çocuklar da bu ülkede hayvanların gördüğü muameleyi görüyor.

Boğuşma biter ve bu kanlı kavgadan sağ çıkamayan, çöpe veya sokağın kenarına atılır. Kazanan köpek ise bir güreşçi gibi sevindirilir. Hiçbir şey olmamış gibi, olay yerindekiler de bölgeyi terk eder, ortada sadece bir ceset kalır. Her şeyden habersiz, ölümle yaşam arasındaki o çizgide bir savaşa sokulan bir köpek cesedi. İlk acısını kulaklarının ve kuyruğunun kesilmesiyle hissetti bu köpek, daha küçücükken. Farkına varmadan bir kavgaya girdi, kendini korumak isterken; ölüme gitmişti aslında… Annesi kim bilir nerelerdeydi. Köpekleri, bazen de böyle kavga ettirir gibi, çiftleştiriyorlar. Bir de köpeklerin cinsel birleşmesinde, onları ayırmak için kaynar su kullanıyorlar. Bu da onlara büyük bir acı veriyor. Demlikteki o sıcak suyun bize ne derecede acı hissettirdiğini iyi biliyoruz. Yavruyken kulaklarını ve kuyruğunu kesiyoruz, orta yaşta çiftleştirip, bir de kaynar suyla ayırmaya çalışıyoruz; sonra da kavgaya tutuşturup; öldürtüyoruz. Bu bir cinayet, katliam değil de nedir?

Şu an dahi girdiğinizde internet platformlarına, yüzlerce böyle videolar var. Bazıları sırf zevk olsun diye, oturup saatlerce izliyor.

Onların da bizim gibi canlı olduklarını, acıyı, kederi, mutluluğu gibi tüm her şeyi hissettiklerini de bilmeliyiz. Bunun ise ülkemizde caydırıcı cezaları olmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: