Genel

Nefesimiz kesiliyor

Toplum aşılanıyor. İyileşme adına yapılan bir aşı değil bu; salgın dönemindeki Covid-19 gibi bir şey. Nefesi kesiyor, dirençsiz bırakıyor, ölüme yaklaştıran bir aşı bu. İyileşmek için herhangi bir aşı üretilmedi bu ülkede. Sürekli sağ kesim, sağ yönetim biçimi; Türkiye’deki en hayat damarı olan ‘demokrasi, fikir özgürlüğü, toplumsal dayanışma’ damarlarını tamamen yok edilme üzerine kesti ve kesmeye de devam ediyor. Bu sebeple de ülkedeki yurttaşların birbiriyle, dünyayla ve yeryüzünde, gökyüzünde, denizde olabilecek her türlü bilgiye erişmesinin önüne geçiliyor.

Türkiye’deki gelişmişlik, artık çöküp; ilk çağlara doğru yol alıyor. Sürekli gerçekleştirilen darbeler, zamansız erken seçimler; maalesef ülkeyi geri götürdü. İlk zamanları gibi…

Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle YouTube üzerinden canlı yayın yaparken, sosyal medya ile ilgili şu sözleri söylemişti: “Sosyal medyadan nefret etsek böylesine yaygın ve etkin şekilde kullanmazdık. Günümüz dünyasında dijital platformların, sosyal medyanın asla ihmal edilemeyecek derecede önemli bir mecra olduğunu biliyoruz.” Ardından öğrenciler sürekli ‘dislike(beğenmeme)’ atmıştı ve ‘oy moy yok’, diyerek yorum yaptı. Ardından yayın esnasında yorumlar kapatıldı. Z kuşağı diye tabir edilen öğrencilerin verdiği tepkiler, dünya gündemine de oturdu.

Bu defa kızan Erdoğan ve destekçileri; bu tepkilerin Twitter üzerinden yazılmasıyla gündem bir anda değişti. Devam eden süreçte, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın dördüncü defa baba olması üzerine; kendini bilmez birinin eşi üzerine attığı hakaret içerikli, iğrenç twitle birlikte; bir anda gündem değişti, sosyal mecraların (Twitter, Youtube, Netflix) kapatılması kararına gidildi. Bunu yapan kişinin cezalandırılması, olayı çözerdi. Kim olduğu, neden yaptığı gibi açık ve şeffaf bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması, gereken ağır cezanın da verilmesi ile konu kapanabilirdi. Çünkü aynı çirkin saldırıyı Başak Demirtaş, Dilek İmamoğlu ve diğer bazı kadınlara da yapıldı. Sosyal medya üzerinden tehdit edildiler, hakaret edildiler, hatta olay küfürlere kadar gitti. Bunlar yaşandığında, muhalefetin dışında kimseden böylesi bir tepki kargaşası yaşanmadı, tepkiler muhalefet cephesinden geldiyse de; iktidar cephesi bu denli sert çıkışmadı. Bu da olayların bir farklı amaçlı olduğunu hissettiriyor.

Olay bitmiyor, bir başka rüzgâr daha esiyor bu defa… MHP’li Devlet Bahçeli, “Bugün sizlerle son Twitter mesajlarımı paylaşacağım. Ancak sosyal medya dipsiz bir kuyuya, izan ve insaf tanımayan mayınlı bir platforma dönüşmüştür. Başta Twitter, Facebook olmak üzere sosyal medya iftira sahnesi, ihanet ve isnat mecrası olmuş çıkmıştır. Sosyal medya taşınması imkânsız ağır bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Sosyal medyada yaşanan dehşet verici ve şiddet dolu kirlenme nihayete ermeden bir daha ne Twitter hesabımı kullanacağım ne de Facebook paylaşımı yapacağım,” diyor ve bu konuyu destekliyor. Ayrıca da Erdoğan, “İnternet ve sosyal medya mecralarının ülkemizde bir an önce hukuki ve mali muhataplık tesis etmeleri için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız. Hukuki düzenleme tamamlandığında, erişim engeli ile adli ve mali yaptırımlar dâhil her türlü yöntemi devreye sokacağız,” dedi, mecraları kapatma adımı attı. Toplumdaki okuma, fikir özgürlüğü, eleştiri, araştırma, iletişim halini koparıyor.

Erdoğan’ın sosyal mecraları kapatıp, işlem yapacağı twitini, Bahçeli’nin ve ülkücü hareketinin sosyal medya mecralarını kapatmak kararı ardından tekrar yazdı, paylaştı. Bir çocuk oyuncağı sistemi gibi. Akıllara getiren soru; “Acaba MHP mi, AKP’yi yönlendiriyor?” Neden? Çünkü AKP, MHP’ye Meclis’te veya başka alanda ihtiyaç duyuyor.

Bu süreç işlemeye devam ederken, gün içinde bir de Halk Tv, TELE1 kanallarına 5 günlük karartma cezası verildi. Bunca baskı, şiddet, susturma gibi şeyler hâlâ devam ediyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) Üyesi İlhan Taşçı: “Halk Tv ve TELE1 kanalları bugün aldığı ceza maddesinden bir kez daha bu yıl içerisinde ceza alırsa, lisanslar iptal edilecek; kanallar tamamen kapatılacak,” dedi. Lisansı iptal edilen birçok kanal kapatıldı bu ülkede, nefes borusu kesilen insanlar, ana akım medyayı zaten izlemiyor. Bunca baskı, neyi değiştirecek?

IMC Tv, Hayat, Van, Tv10, Zarok, Can Erzincan, Özgür Gün, Kanal Türk, Bugün, Hayatın Sesi, Samanyolu ve birçoğu kapandı.  Devamında Bugün, Zaman, Millet, Özgür Düşünce, Yeni Hayat, Özgür Gündem ve birçoğu gazete yine kapandı. Ve işleyen süreç, hâlâ devam ediyor, hâlâ farklı sesler kapatılıyor, demokrasi, özgürlük soluğu kesiliyor.

Buna sessiz kalmak, olayları daha da kızıştırıyor. Türkiye’de siyasetçi tutuklu, gazeteci tutuklu, eleştirenler işsiz, akademisyenler tutuklu veya işsiz. Ülkedeki bu kayırma, ihraç, ötekileştirme yönetimi ülkede küçük bölünmelere yol açarak, sonunda yok etmeye götürecek.Ya benimle aynı şeyi düşünür, aynı şeyi söylersin; ya da işsiz kalırsın, hapsedilirsin’ tehditler direkt baş kürsüden geliyor. Buna çaresiz kalan işçi, iş dünyası çalışanları ve diğer sivil kişiler, öğrenciler gibi birtakım kişiler de sessiz kalıyor. Ya işinden oluyor ya da diğer şirketler ile olan anlaşmalardan oluyor, ekmeğinden oluyor. Okulda dışlananlar da oluyor, seminerde farklı fikirleri sebebiyle fişlenenler de oluyor.

Nefes borumuz kesiliyor, mani olmalıyız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: