Genel

Düşlerde İstanbul

Bir gün daha geçti ömrümüzden. Neler yaptık, ne kattık hayatımıza, kimler girdi, kimler çıktı hayatımızdan? Belki biraz hüzünlendik, belki biraz mutlu olduk, kahkaha attık, yorulduk, ağladık veyahut bütün gün hiçbir şey yapmadık. Her geçen gün de, işte böyle geçiyor. Ömrümüzden geçiyor, geçsin. Biz, nasıl geçmesini istediğimizle yoğunlaşalım, istediğimiz gibi geçmesini sağlayalım. Çünkü elimizde…

Bunu çoğumuz düşünmeyiz. Günler, bazılarımız için gelen, geçen veya anlamlar yüklemediğimiz sıradan şeylermiş gibi geliyor. Yakılan tek dal sigara, çiğnenen sakız gibi… Oysaki öyle değildir. Uyanırken, yirmi dört saat daha yaşama şansımız vardır, bunu başardığımızda günü bitirmiş oluyoruz. Uyku saati gelir, uyuruz ve ölü gibi kalırız yatağımızda, her şey o anda bizden çıkar sanki… Biri bizi artık teslim almıştır. Sabahı göstermesi, sabahı bizden alması; kendi kararıdır. Bizim elimizde olan anlar varsa da, tıpkı direksiyon başında olduğumuz anlar gibi; elimizde olmayan anlar da vardır, tıpkı uyurken geçen anlar gibi…

Bugün kitap okurken, bilgisayarıma döndüm bir anda. Kitabımın bir diğer bölümünü de bitirip, bıraktım köşeye ve kiralık, ev arkadaşı arayan bir siteye yöneldim. İstanbul’da ev arkadaşı arayan var mı, ne kadar fiyat istiyor, eşyalı mı, odası var mı; gibi kafamdaki soruların yanıtlarını aradım. Benim gazeteci olarak İstanbul’da yaşamaktan başka şansım yok, maalesef. İstanbul’a ve gazeteciliğe âşık biri olarak, ‘mutlaka istanbul’da yaşamalıyım’ diye düşünerek geçiyor günlerim. Bunun için de kafamdaki uyanık tilkiler, beni sürekli bu dört duvar arasında rahatsız ediyor, âdeta öldürüyor.

Önceki serüven ne oldu?

İstanbul’da bir yıl önce bulundum, siteden tanışıp aynı evi paylaştığım iki kişi vardı. Fabrikadan çıktım, depozito, kira gönderdim ve 2 hafta sonra gittim İstanbul’a vardım. Evdeki kişiler dolandırıcı çıkınca, güvenlikçi olarak başlayacağım işi de, hayallerimi de erteleyip, döndüm Bursa’ya. İkinci bir şansım için yeterli param ve inancım kalmadığından, endişelerim de beni rahatsız ettiğinden; aynı sorunları tekrar yaşamak istemiyorum. Aynı durumlarla bir daha karşılaşmamak için, bu defa daha da dikkatli oluyorum, tanıyabileceğim, tanıdığım kişilerin de referanslarını kullanmaya çalışıyorum. Zengin biri değilim, zengin olmaya çalışan, çok miktarda parası olan biri de değilim. Bu sebeple gazetecilik yapamadığım zamanlarda fabrikada, kargoda çalıştım. Kiramı, faturalarımı, günlük kısa harcamalarımı(toplu taşıma, yiyecek, kitap, defter… vs) ödemelerimi dahi yapabildiğimde, benim için yeterli olur.

Peki, neden Bursa değil, İstanbul?

Bursa’da medya tek sesli. Artık ulusal birkaç gazete veya kanal dışında; tüm medya tek adamın iki dudağı için çalışıyor. Tekrar bu konuya derinlemesine girmenin anlamı yok. Defalarca sosyal medya hesaplarımda ve de burada yazıyorum yazıyorum yazıyorum… Bursa’daki medya da aynı hâli alınca, maalesef tek şansım, sürekli düşündüğüm ve âşık olduğum şehir İstanbul’a gitmeyi erkene almaya çalışıyorum. Belki bulamayacağım, belki de ‘şu an alım yok’ diyebilirler bana. Çünkü onlar da bu ekonomik kriz, baskı ve yıldırmanın içinde zorlanıyorlar. Ben özgür medyayı da anlıyorum. Birbirimizi anlayarak ilerleyebiliriz her alanda… Belki tekrar güvenlikçi işine döner, bir süre idare ederim, diye de düşünüyorum. İstanbul’da o imkânı bulana dek… İstanbul’da, âşık olduğum şehirde yaşarken, düşlerime de ulaşma fırsatı bulurum.

Hayaller ne kadar da değerli. Bir umut, bir düş; insanı ölüme dahi sürükleyebiliyor. Bazen de tehlikeli sularda yüzerken buluyor insan kendini. Mücadele olmadan, zaman harcamadan, düşlerimizin uğruna bazı şeyleri göze alıp, çoğu fedakârlıklar da yapmadan anlayamayız gerçekten de ne istediğimizi! Zorluklar, engeller bunun için vardır. Düşlerimizin ne kadar gerçekçi olduğu, ne kadar büyük olduğu; bizim verdiğimiz mücadele ve dayanma gücümüze bağlıdır.

Akşam saatinde de önceden çalıştığım fabrikadaki arkadaşım arayınca,  bir kahve bahanesiyle muhabbete çıktık. Şehrin havasını alırken, aylarca evde kaldığım bu hallerimi de bırakıp, değişikliğin tadını çıkarmaya çalıştım. Bir ara yine kendimi dinlemek için çıkacağım sessiz, sakin bir yere… Belki bir şeyler gelir aklıma da, bir şeyler bulurum diye…

Sürekli politik yazacak değilim. Sürekli de Erdoğan’ı(Partili Cumhurbaşkanı) eleştiren, “Erdoğan’la yatıp, Erdoğan’la kalkan“(Sürekli AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı eleştirmek) biri de değilimdir. Bu defa da böyle bir konudan girdim yazıma…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: