Genel

Hak istismarı

Her insanın, her hayvanın belirli hakları vardır. Bunu da genelde yasalar belirler. Ki yasalar, belirli vicdan çerçevesince düzenleniyor. İnsanların, hayvanların ellerinde bulundurdukları haklar, toplumsal haklar olarak da önem taşır. 

İnsanların hakları arasında; 

*Eğitim Hakkı,

*Okuma hakkı,

*Özgürce konuşma hakkı,

*Sağlık hakkı,

*Vergi verdiği için yaşama hakkı,

*Çalışıp, ter döktüğü için sosyal ve para kazanabilme hakkı,

*Fikrini beyan etme hakkı, … gibi bir çok hakları sayabiliriz. Lâkin sorun, bu hakları kullanamayan insanların, hayvanların baş gösterdiği için hapsedildiği, ötekileştirildiği, toplum tarafından yok edilmekle tehdit edildiğinden doğuyor.

Hak ihlalleri

Her insanın kendine özgü fikri vardır; ama fikrini beyan edilenler, tutuklanıyor, tehdit ediliyor, öldürüyor. Kadınlar, bu ülkede hiç görülmemesi gereken muameleyle karşılaşıyor. Bu da onların hak ihlallerini doğuruyor. Giyindiği eteğin boyu kısa diye tokatlanıp, darp edilen kadın gördü Türkiye. Bağlandığı canlı yayında; “çocuklar ölmesin,” diye sırf ibreti âlem olsun diye adliye koridorlarında, cezaevlerinde büyüttü çocuğunu Ayşe Öğretmen. Eşinin onu fuhşa zorladığı için, eşini öldüren kadın; hapis yattı. Ama eşini döven, darp eden serbest kaldı Türkiye’de… Toplumsal kaygı, toplumsal kargaşa; işte bu sebeple doğuyor.

***

İstanbul Eminönü’nde bir sürücü, yemlenen güvercinleri ezerek kaçıyor. Yasal işlem başlatılmıyor; çünkü o güvercinlerin sahipleri yokmuş. Bu güvercinler, bizlere emanet değil midir? Nasıl bir vicdandır bu? En azından inandıkları Tanrı’nın yarattığı varlık olarak görerek de o kişiye işlem başlatılabilir. Lâkin adalet yine sosyal medyada arandı. Ötesi yok… ve toplumda bir araya gelerek ‘hayvana şiddet cezalandırılsın’ diye medyada oluşturulan tepkilere; merkezi hükûmet sistemi karşılıksız bırakıyor. Bu topraklarda bir hayvanın bile bile öldürülmesine ceza verilmiyorsa, bir kadına şiddet gösterenlere ceza verilmiyorsa, bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunulduğu için, cinsel istismarcıya ceza verilmiyorsa; yeryüzü ters dönmeli… İnandığımız Tanrı, bunu asla cezasız bırakmamalı…

***

Türkiye’de adalet olmadığı için; sosyal medyadaki #…. iledesteklenerek yazılan şeyler ‘adalet’i doğuruyor. Asıl adalet artık adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında değil; Twitter’in #… ile desteklenen cümlelerinde… 

***

Gazetecisi, siyasetçisi, öğrencisi… fikrini her zaman yazıyla, videoyla, mesajla, yayınlayabilir; her kişiye aktarabilir. Bu da Anayasa’nın 26’ncı maddesi gereğince verilen bir haktır. Bunu aktarırken karşılaştığı her olumsuz tepki; hak ihlaline giriyor. Haliyle Türkiye’de bu çokça mümkündür. Toplumsal sınıflaşma, işte bu hak ihlallerinden geliyor.

Her insan, her hayvan; istediği gibi yaşama hakkına sahipken, sırf düşüncelerinden dolayı ötekileştirilmesi, bu hak ihlallerinden kaynaklı yaşadığı yaşamsal sorunlar; devlet nazarında da kabul edilmemesi gerekiyor.

Tutuklular ülkesi

Türkiye’de sırf fikrini beyan ettiği için tutuklanan yüzlerce gazeteci, siyasetçi, öğrenci mevcut. Bunların yanı sıra tutuklu bebek ve çocuklar da var. Anneleriyle aynı koğuşta, zor şartlar altında kalıyorlar. Hatırlıyorum, röportajda bir anne şunları demişti: “bebeğim avluda öğrendi yürümeyi.”

Evdeki o halıların, sokak veya caddede düşüp dizlerini çizerek yürümeyi öğrenen bebeklerden bazıları; avluda, cezaevinde öğreniyor yürümeyi. O çocukların yaşadığı veya yaşayacağı yaşamı, psikolojiyi kim anlayabilir, annesinden başka? Bu veriler için sayı önemli değil. Her zaman bunları yazarken, aynı cümleyi kuruyorum. Evet, sayı önemli değildir. Sadece 1 gazeteci, 1 siyasetçi, 1 bebek, 1 öğrenci dahi; kendi hakkını kullanırken sırf iktidarın hoşuna gitmiyor diye hapsedilmesi; trajik bir olaydır. Kabul edilir değildir. Kaç kişinin içeride olduğu değil, neden içeride oldukları önemli… Bunun da açıklaması kolay: “Terörden” deyip geçiyorlar. Kendileri yıllarca aynı masada oturduklarını, şimdi başkalarıyla etiketliyorlar.

Hak ihlallerine değil, hak savunucularına kulak vermeliyiz. Toplumdaki ayrışmayı önlemek, sadece özgür ve demokratik bireylerin bir araya gelmesinden oluşur. Tek tek, bir araya gelerek; büyük bir özgür toplum oluşturmak mümkündür.

Ayrıca bir söz vardır: “Tecavüz kaçınılmazdır, sen zevk almaya bak,” diye. Türkiye’deki toplum, artık hak ihlallerinden zevk almıyor. Israrla mücadele etmeyi seçiyor. Ya kaçmak istiyorlar ya da bu kaçınılmazla mücadele etmek istiyorlar. Çünkü kalıp zevk almaya çalışmak, daha da kötü şeyler doğuruyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: