Genel

İş görüşmesine gitmeden önce: 2 adet deneyim, 2 adet tecrübe satın alın

İş ilanlarını okurken ya cinsiyet tutmaz ya da 'deneyim-tecrübe' eksikliğinden yakınırız. Marketten satın alınsaydı,bunun parasını kim verecekti?

Bugün işsizliğimin neredeyse bir ayı dolmak üzere. Geçen ay işsizliğime adım atmıştım. Paramı biriktirmiş, İstanbul’a doğru yol almıştım. Önceki yazımda da belirtmiştim.

Haliyle iş de arıyorum, ilanları kovalıyorum; ama kendimce düzeyli iş bakıyorum. Fabrikadaki işlerden epey sıkıldığımdan, daha sakin, düzgün ve beden işi yapmayacağım bir iş arıyorum. Önceki çalıştığım yerde yeteri kadar ağır işler yapmış, ezilmiş, kendimi iyice hırpalamıştım; sadece asgari ücret için…

Şimdi ise, internetteki kariyer ilanları, ki oldukça saçma geliyor artık, bana çok seçenek sunmuyor.

İlanlar arasında;

-‘Satış danışmanı’ yazan yeri tıklıyorum ve en az 2 yıl mağaza deneyimi olan,’ yazıyor. Henüz bu yaşımda kendim için mağazaya gidip kıyafet almışlığım yok. Başkaları aracılığıyla gitmişsek de, benim kadar güler yüzlüsünü, nazik hitap edene daha rastlamadım.

Zaten çoğu ilanlarda ‘deneyim-tecrübe‘ isteniyor. Herkes de bundan yakınıyor. Çünkü işsizler, bundan yakınmakta haklılar. Ülkede istihdam yaratılmadığı için, şirketler de ‘deneyim deneyim‘ diye tutturdukları için, haliyle işsizlik ordusu büyüyor. Marketten satın alınacak bir şey mi bu? X marketler zincirine gidip, poşete 2 adet deneyim, yarım kilo tecrübe mi alalım? Emin olun öyle bir şey olsaydı, bunu satın alacak parayı bulamadığımızdan, yine elde edemeyecektik şu ‘deneyim‘ saçmalığını…

-‘Resepsiyon görevlisi-Resepsiyonist‘ ilanına bakıyorum; iyi derece ingilizce bilen, yazıyor. Benim İngilizcem çok iyi olsaydı, Yurtdışında gazetecilik için yırtınırdım. Burada ufak tefek işlerle, kim uğraşırdı ki? İngilizce bilen biri, resepsiyonda hayatının çürümesini kim ister? Gezi rehberi olur, yurtdışı arası iletişim kaynaklarında çaışır. Belki dil öğrencileri parasını kazanmak için yarızamanlı çalışabilir orada; ama tam zamanlı, iyi iyi İngilizce bilenin işi ne orada. Ha bir de Suriyeliler var. İngilizcesi iyi olduğundan, sigortasız çalışabiliyor. Staj yaptığım bir otelde durum buydu…

-‘Ofis elemanıarayanlar da var. ‘Çok güzel,’ diyorum ve ilana bakıyorum. Çünkü ofiste işleri iyi yürütürüm, tüm evrak ve faaliyet takibini yapabileceğimi biliyorum. Saydıkları yaklaşık 20 kritere uyuyorum ve ‘harika’ diyorum içimden. Sevinerek okuyorum, neredeyse telefonu alıp, direkt ofise koşacak kadar seviniyorum. Lakin bir şeye gözüm çarpıyor. Son maddede diyor ki;

…kadın eleman aranıyor.” İşte o anda yıkılıyorum tabii. Cinsiyet değiştirmem mi gerekiyor bu işe girmem için, diye de demeden edemiyorum. Her kriter tutuyor, yapabileceğimi biliyorum; ama kadın olmadığım için ilandaki ‘başvuru yap’ alanını dahi tıklama hakkım yok. Ne üzücü…

-‘Grafik Tasarımcıdiye bir ilana denk geliyorum, bakıyorum iş tanımına ve kriterlere… İş bana yakın, ama uzun zamandır tasarım yapmıyorum. Haftalar içinde, hatta günler içinde işi iyi yürüteceğime eminim. Azıcık tasarım konusunda paslandım, bunu da yüz yüze konuşurken belirtiyorum. Derken bir brifing veriliyor, masada oturup çiziyorum. Kaba taslak bir çizim, mesaj, slogan derken, bir şeyler çıkıyor ortaya. Ama bitince de, “bu henüz bitmedi, dahası var. Üzerinde çok çalışılması gerekiyor,” diye de ekliyorum. Sonra oradan ayrılıyorum, ama arayan soran yok.

En son buna benzer çok şey oluyor, dayanamayıp aynanın karşısına geçiyorum.

Diyorum ki kendime; “Sen nesin? Bir anlatsana bana? Ne yaparsın, alanın ne, neler ortaya dökebilirsin? Seni neden alsınlar, neden sana para versinler? Neden başkası değil de sen, neden?”

Sorulara cevap vermekte zorlanıyorum. İş tanımını okurken, “E basitmiş bunları yaparım” diyerek başvuru yaptığım kimse aramadı. Askerlikten önce çoğu kişi arıyordu, şimdi aramıyorlar. Şimdi özgeçmişime dahi bakmıyorlar.

Evet, ben yazıyorum, okuyorum, araştırıyorum, fotoğraf çekiyorum, haber yazabiliyorum, röportaj yapabiliyorum, bazen şiirler de yazıyorum, meraklı  bir yapım da var; ama gelin görün ki bunlar para etmiyor. Çünkü ülkedeki basına yapılan baskı, atılan twitlerden gelen tutuklama kararları, haberlerin defalarca editörün elinde katliama uğraması sebebiyle; gazeteci olmama rağmen, alanımda tecrübem ve deneyimim de olmasına rağmen; herhangi bir firmada ‘muhabir‘ olamıyorum. Sanki başlarına bela olacakmışım gibi… Bu benim suçum mu?

Ne mi para ediyor?

Kölelik, yalakacılık, çıkarcılık… Günümüzün en güzel meslekleri…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: