Genel

Yarım kalan gün

GÜn ehnüz bitmedi, bitmeye yüztutmuştu. Şimdilerde ise, yine düşünceler kaldı hafızamda...

Akşam saatleri yaklaştı yine, gün bitiyor. ‘Bitiyor‘ kelimesinde anladığım, yok olmak psikolojisi altında ezildiğimi hissediyorum. Çünkü üretmeden geçirdiğim her günün; ayrıca üretmekten kastım da, güne para kazanmadan geçirdiğim, bitirmeye yakın devam ettiğim günün sonundaki ezikliğimden bahsediyorum.

Bu defa bu düşüncelerimi ve gün sonu birikmiş duygularımı bloğuma yazıyorum. Öncesinde sürekli defterime yazardım, ki hâlâ yazıyorum. En son bu sabah yazdım bir kaç satır. Şimdi ise, bloğumda da yazma kararı aldım.

Günün sonu geliyor, geceye yaklaşıyoruz. Belki de geceyi bir veya iki saat geçirdikten sonra uyuyabileceğim. Gün henüz bitmiş değil, biten bir gün yok ortada; lakin yaklaşık beş saat sonra yeni bir gün başlayacak. Benim için yeni bir gün, gece saat 12’de başlıyor.

Odamda geçirdim tüm saatleri. Kitabımla, seçtiğim ve izlediğim bir filmle, çay ve yemekle geçirdim… Sonra haberler, ki bugün büyük taarruzun zafer günü. Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı. Büyük bir gurur ve hüzün var Türkiye’de… Hüzünden kastım, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının bu zafere öncülük etmesi, buna rağmen bu değerlere hakaret eden ve basit görenlerin hâlâ var olmasıdır. İşte hüzün veren kısım bu.

İstanbul’dan dönmüş döneli, beş gün oldu ve kendimi henüz toparlamış değilim. Zaten sevmediğim bir işle meşguldüm iki yıl boyunca fabrikada ve sonra da hayallerim için istanbul’a gittim. Hayal kırıklığı, yanlış insanlara verdiğim güven sebebiyle de o güvenim tuzla buz oldu. Keyfim kaçtı, bir hafta boyunca da bu kaçık keyifle dolaşıyordum İstanbul sokaklarını…

Şimdi ise işsizliğin tadını çıkarırcasına odamda kitaplarımla, bilgisayarımla ve haberlerle günümü geçiriyorum. Arada çıkıp Bursa sokaklarında nefes almaya çalışsam da, bir başıma en fazla kitap okuyup, çay içebiliyorum. Belki de haftasonu filme gider, kendime jest yapabilirim…

Ötesi hiç olmadı bu iki yıllık sürede… Hep aynı rutinde gitti. Ama her zaman kendime yetebildim. Haber yazdım, röportaj ayarladım, yayımladım; farklı konulara da değindim; öykü gibi… Ama çemberim hep buydu. Barlara gitmek, içkili mekanlarda takılmak, her gün bir kızla dolaşmak yoktu hayatımda; hiç de olmadı. Başımdan geçen kısa ve tekli öyküler hep yetti bana. Etkileri hâlâ sürse de; sanırım yeni bir insanın hayatıma girmemesi, veyahut benim hayatıma yeni birini alamayışım, bu etkileri hep sabit tutacaktır.

Şimdilerde hep düşünceler var… Hep düşünceler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: