Genel

AKP’nin iki aylık raporu

AKP'nin iki aylık raporunda; seçimi kazanmak için her yolu denediğini görüyoruz. Saldırılar, tarikat ziyaretleri, tutuklamalar...

Türkiye, her nereye doğru ilerliyorsa; grafiksel olarak çıtanın yükselmediğini ve grafikteki okun yönünün yukarı bakmadığını anlayabiliyoruz. Çünkü her geçen gün, Türkiye‘deki çoğu olaylar, toplumun akıl sağlığını ciddi oranda bozmaya yönelik davranışların olduğunu gösteriyor.

Son iki ayı ele aldığımızda, Türkiye’deki siyasi çatışma her geçen gün kızışıyor. AKP, son iki ayda çok şey yaptı. Sürekli bana, “Neden AKP’yi hiç yazmıyorsun,” diyenler için de yazıyorum bu satırları. Halbuki ben, her saat AKP’yi yazıyorum.

Hiç CHP‘ye; “Bal gibisiniz,” demedim. Bu sözü, Sabah gazetesinin yazarı Mehmet Barlas, canlı yayında Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a söylemişti. Gülüyordu tabii bunu söylerken. HDP‘ye, “Harikasınız,” demedim. Hele ki İyi Parti‘ye,”Siz özelsiniz,” de demedim.

Siyasi kızışma

Özellikle seçimlerden hemen öncesi ve seçimlerden sonrasında tekrarlanan bir seçim olursa, okun yönü hep olumsuz yöne doğu bakıyor.

31 Mart seçimlerinde seçilmiş İstanbul Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun aldığı oylar kabul edilmedi. Aradaki net ve son sandık sayımının ardından 13 binlik bir fark vardı. Bunu kabullenemeyen Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’nin yenilgisini değil; kendi yenilgisini kabul edemedi. Çünkü İstanbul’daki Cumhur İttifak’ının adayı Binalı Yıldırım,” Kazanan belli, kaybeden belli,” demişti.

Seçimler öncesi mitinglere, programlara en fazla çıkan, yine AKP Başkanı ve Anayasa’yı ihlal eden Partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘dı. Bir günde 8 miting yapıp, seçim sonuçlarında sadece AKP’nin kazanmasın bekledi. Tek isteği de, Türkiye’deki her sandıktan bir partinin çıkması gerektiğiydi: AKP’nin.

Demokrasinin gereği bu değildir. Mustafa Kemal döneminde tek partiden, çok partili sürece girmemizin sebebi buydu. Demokrasiyi yaşamak, her vatandaşın kendi istediği partiyi seçmesi ve kararının sandıkta kabul edilmesi içindi.

1944837_1200x627

Ülkedeki vatandaşların refahı için verilen mücadelenin yanısıra, ekonomik ve sosyal alanda da vatandaşa nefes olabilen partileri, yine sandığa giden seçmen belirler. 17 yıllık iktidar, seçmenin iradesini bu seçimde de yok sayarken, kendi iradesini dayatmayı çabaladı. Bu sebeple de İstanbul merkezdeki seçimlerin tekrar sayılmasına rağmen, bir zarftan çıkan 4 pusuladan sadece 1 pusulayı şaibeli saydı, sandık görevlilerini de Bank Asya‘ya para yatırılması gerektiğini düşünerek,  seçimin iptalini verdi. Bank Asya’nın açılışını gerçekleştiren; Tansu Çiller, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Fethullah Gülen değil miydi?

bank asya.png
Bank Asya’nın açılışı

Son zamanlarda yine sırf oy için, türlü çalışmalara girdiler. AKP’nin kanadı; İstanbul‘daki yolsuzlukları, paranın aktarıldığı dini vakıf ve cemaatlerin hortumlarının kesilmesinden kortuğu için, “Kişiye, kişilere, cemaate, vakfa hizmet işi bitti. İstanbul’a; İstanbulluya hizmet işi başladı,” diyen Ekrem İmamoğlu‘nu engellemeye başladılar. Çünkü şayet böyle giderse, İstanbul’un seçilmişi yine Millet ittifakı’nın ortak adayı İmamoğlu; gelecek seçimlere kadar AKP‘nin son ünite kanını da bitirmiş olacak.

AKP’nin raporu
  • Seçimlerden sonra AKP‘den devralınan belediyelerin milyarlarca borcu çıktı.
  • Şehit cenazesine giden CHP’nin Genel Başkanına saldırı gerçekleştirildi. Oradaki kalabalık, durduk yere bir anda toplanmadı. Kurgu ve planın göstergesiydi. Madımak‘ı anlatmıştı tekrar bizlere.
  • Müftülük; futbolcu Josef Sural‘ın cenazesinin Müslüman olmaması sebebiyle kılınmayacağını söylemişti. Bunu söylemesindeki rahatlık, çok düşündürücü değil mi?
  • İstanbul’da öğrenci ulaşımı, AKP döneminde 85 liraydı. Seçilmiş Belediye Başkanı ve mazbatayı da alan İmamoğlu; 50 lira yapmak istedi, AKP de 40 liraya düşürme önerisi sundu. 17 yıldır neredeydiniz iktidar bey? Ne de komik. Bazı tabanlarından oy kaybetmemek için, ülkenin geleceği olan öğrencileri silip atıyorlar.
  • Türkiye’de bir çok uzman, aydın; yurtdışına göç etmek zorunda kaldı. Binevi beyin göçü yaşandı. Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Yurtdışına uzman gönderir hale geldik,” dedi. Bizi kıskanan Avrupa; bize neden uzman gönder miyor? Eğitim, sağlık, ekonomi, tarım; bitmiş. Yine çiftçilerimiz üretim yapmaya çalışıyor. Mazot, gübre, traktör; her şey pahalı artık.
  • Medyanın baskı altına alınmasıyla; ‘Basın Özgürlüğü Endeksi‘ sıralamasına katılan 180 ülkeden, 157‘nci sıraya yükseldik. İlk yayınlanan endekste(2002), 99’uncuyduk. O dönemde AKP, iktidara yeni geliyordu.
  • Erdoğan’ın talimatıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) vakıflara yapmış olduğu yardımları gösteren haberlere erişim engeli getirildi. Çünkü dinsel ve parasal olarak milleti sömürüp; kendilerine destek aldıkları vakıfları doyuruyorlar.
  • Seçimler iptal edildi. 11 YSK üyesinden 7’si; seçimi iptal etti. Ne hikmetse; Binali Yıldırım’ın, “Çaldılar,” demesini YSK, yalanladı.
  • Anadolu Ajansı; PKK lideri Abdullah Öcalan‘ın “Açlık görevine son verin,” çağrısını haberleştirdi. Elbette haber değeri var, haberleştirilir. Ama iktidar yanlısı olan ve Öcalan’a terörist diyen bir haber ajansının, böylesi bir haber yapması beklenmiyordu. Yine birbirlerinin kapısını çalacaklar demek ki. Çünkü Seçimler iptal edildi, HDP‘nin seçmenine ihtiyaçları var.
  • Ekrem İmamoğlu, somut ve ıslak imzalı tutanaklara göre, sandıktan çıkan oylara göre, seçilmiş bir belediye başkanıydı. Hazmedemediler, mazbatasını geri aldılar. Yerine de vekaleten; Coca Cola‘yı protesto etmek adına fanta içen Tekirdağ‘ın eski valisi ve şimdiki İstanbul Valisi Ali Yerlikaya‘yı getirdiler.
  • Çoğu oyuncu ve sanatçı, Ekrem İmamoğlu‘nun da tekrarlanan seçimler için kullanıldığı #HerŞeyÇokGüzelOlacak sloganını kullandıkları sebebiyle bazı sahneler, programlar yasaklanmıştı. TRT’de yer alan bazı sanatçıların da isimleri listeden çıkarıldığı haberleri yapılmıştı.
  • Kanal D’de Beyazıt Öztürk‘ün sunduğu Beyaz Show programının canlı yayınına telefon ile bağlanan Ayşe Öğretmen; tekrar hapse gönderildi. Çocuklara cinsel istismarda bulunanlar, milleti soyanlar ise; serbest bırakıldı yıllarca. Öğretmenin tek söylediği; “Çocuklar ölmesin“di.
  • İktidar yanlısı Cem Küçük; “Her şey çok güzel olacak” diyen sanatçılar bedel ödeyecek. Okurlarımdan ricam. Eğer bizim taraf medyasında bu bozgunculardan birini 5 dakika dizide gözükse bile bana haebr verin. Ben gereğinin yapılmasın için hemen devreye gireceğim,” diyerek tehditler savurdu. Peki, tutuklandı mı? Gözlatına alınmayı bırakın, uyarılmadı bile…
  • Yeniçağ gazetesinin yazarı Yavuz Selim, saldırıya uğradı. Hem de alçakça bir saldırıya.Darp edilen gazeteci, kanlar içindeydi. Aynı şekilde Sabahattin Önkibar; yine aynı durumla karılaştı ve saldırganlar serbest kaldı.
  • Polisler, yine öğrencilere acımasızca sadırıyor, kin beslercesine sokaklarda dolaşıyor. ODTÜ’lü(Orta Doğu Teknik Üniversitesi) öğrencilere ters bakma sebebiyle öldüresiye dövdüler. Polis şiddeti; iktidarın beslemesiyle devam ediyor.
  • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “Amerika’sı da, Avrupa’sı da bu seçime gözünü dikmiş durumda. Kandil de gözünü dikmiş durumda. Herkes üst üste açıklamalar yapıyor,” dedi. Seçim, gerçekten herkes için önemli. Çünkü sadece CHP’nin, İyi Parti’nin ortak adayı olması değil; demokrasi ve adalet için, hukuk için girişilen bir mücadele. Soylu, yönlendirme yaparak; saydıkları kişileri düşman belliyor ve ‘bu düşmanların da bu seçimi bizden alıyor‘ gibi bir yaklaşıma getiriyor.
  • Öcalan‘ın avukatlarıyla görüşülme yasağı vardı yıllarca. Peki ne oldu? Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, PKK lideri Öcalan‘ın avukatlarla görüşülme yasağının kaldırıldığını gülerek açıkladı.
  • Bursa’da bir Suriyeli, sokak röportajında “Türkler şerefsiz. Kafalarını keseceğim,” dedi ve tepki toplamasının ardından gözlatına alındı. Sonraki gün serbest kaldı.
  • Laiklik düşmanı İsmailağa Tarikatı‘nı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı ve eski Başbakan Binali Yıldırım, oy için ziyarete gitti.
  • Meydan Beşiktaş’ta çalışan mal sahibi; sırf çalışanları onu görünce ayağa kalkmadığı için bir kadın çalışanını ve bir erkek çalışanını tokatladı, azarladı, şiddetin dozunu arttırdı. Ve o mal sahibi, serbest bırakıldı.

Örnekleri daha da arttırabiliriz. Ve bunlara rağmen AKP kanadı; “Daha da güzel olacak,” diyor. Hem vaatleri çaldılar hem de sloganı. Kendi yaptıkları her şey, başkalarına yüklüyorlar. Seçimleri yıllardır böyle kazandılar.

Nereye gidiyor bu ülke; anlamak artık çok zor.

Ben AKP’yi yazdım; peki, siz; elinizden alınan her türlü hakkınızı arayabilecek misiniz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: