Genel

İşçileşen bir beyin

Daha önce yazıp, ‘Tuhaf’ dergisine gönderdiğim; yayımlanmayan yazımı, siz değerli bazı okur ve takipçilerime sunuyorum.

Yıllar önce belirli gazetelerde muhabirlik yaparken, sokağın tozunu yutmanın nasıl da keyifli ve tatlı olduğunu o günlerde fark etmiştim. Öncelikle mesleği seçerken, kendi öz özelliklerimi, olaylara yaklaşım biçimimi ve sonrasını nasıl ele aldığımı ortaya döktüğüm analizini yaparken buluyordum kendimi. Sonrasında buna en uygun mesleğin, ‘gazetecilik’ olduğunun farkına vardım.


Fotoğraf çekme tutkusu, araştırma verilerin bir yazı haline getirilmesi, bazen kişisel doküman bazen de haber niteliğine dönüştürülmesi ve bunu da, ‘olay sonrası’ şeklinde adlandırdığım; ‘kamuoyuna en sade, şeffaf ve basit dille sunma’ yöntemiyle ‘ yaklaşmamdan kaynaklandı.

img_2972-1
Posta gazetesindeki ‘Çok acıklı’ haberim


Gazetecilik serüvenim başladıktan sonra, yazdıklarım engellendi, iyi haberler gazetelerde yayımlandı, manşet haberim yer alıyor Posta’da: ‘Çok acıklı,’ haber. Dava takibi yaptım, toplantılar… derken; sürekli engellenen önemli haberlerin de yer almasıyla, mesleğe ara verdim. Küçük şehirden (Ağrı), büyük şehre(Bursa) taşınma kararı aldım. Daha iyi imkânlar ile daha sık ve daha iyi gazetecilik yapabileceğimi düşündüm.


Öncelikle ayakta durabilmek adına, paraya ihtiyacım vardı. Bursa’daki herhangi bir medyada çalışabilmek kolay değildi, çabaladım. Benim kendime ve becerime güvenim tamdı; ama beni hemen işe alacak medyaya güvenim sıfırdı. Derken güvenim boşa çıktı.


Başka bir işte çalışıp, hem paramı kazanmalıydım hem de her fırsatta medya organlarıyla görüşüp, iş iştemeliydim.


Ve fabrikaya girdim…


Gelelim, dergideki yazıya…


Sabahın ilk saatlerinde uyanıp, işe gitmek için kendime gelmeye çalıştım. Her ne kadar sabah bana ait olmayan bir yere gitmek zorunda hissetsem de kendimi, kariyerim ve hayallerim için her yolu seçip, her şeye razıydım.
Şuurumu kaybetmiş şekilde uyandım, bir anda ayağa kalkarken sallanıyor gibiydim.
Öncelikle elimi yüzümü yıkayıp, kendimi toparlayabileceğimi düşündüm, öyle de yaptım. Banyoya yöneldim, çeşmeyi açtım. Suyun akarken tenime gönderdiği serinliği hissettim. İki elimi avucumla birleştirip, akan suyun önüne koydum ve suyun dolmasını sağladım.
Birkaç saniye bekledim, avucuma dolan suyu yüzüme çaldım. Bir kez daha, bir kez daha…

46A083D6-5EF7-4A30-B714-FD720449970D
Ekmek paramı kazandığım fabrika


İyi miyim şimdi? Toparlandım mı?
Yüzüme çaldığım soğuk suyla kan dolaşımım, hücrelerim, şuurum kendine geldi. Elimi ve yüzümü kurulayıp, giyinmek için odama gittim.
Odamın içine henüz ışık doğmamış. (Çünkü iktidar, elektrik şirketlerin zenginleşmesi için, saatleri ileri aldırmadı, sabitleme kararı verdi. Bu sebeple de, sabahın 8’ine kadar elektrikleri yakmak zorunda kalıyorduk.)


Odama girdim ve karanlığı yok etmek için hemen sağ taraftaki elektrik düğmesine bastım. Odamın karanlığı yok oldu, ışığı sevdim. Kapımın arkasında bulunan kıyafetlerimi giydim ve dışarı attım kendimi.
Merdivenlerden zemin kata inerken, kulaklığı taktım telefona, dinlemeyi o an sevdiğim şarkıları da açtım, eldivenleri taktım ve bisikletime atlayıp, poğaça almak için fırına yöneldim.
Acıkmıştım ve çay dahi içmeden, fırından iki poğaça aldım. Bisikleti şimdi farklı rotaya doğru sürmeye başladım, fabrikaya doğru…

4103650E-E8E3-4BBE-9F37-ADCCF68CA82F
Her sabah ve akşam işe gittiğim bisikletim


Trafikte şerit değiştirip, kırmızıda, yeşilde, sarıda geçerek; fabrikaya vardım. Bisikleti park ettim, eldivenleri çıkardım, gözlerimi okutmak için içeri daldım. Her şey iyi gitti bu dakikaya kadar. Şarkıların eşliğinde, açık ve serin havayla fabrikaya geldim.
Gözlerimi cihazdan okutup, soyunma odasına gittim. Öncelikle bir bardak çay, iki de poğaça ile mideme bir güzel keyif yaşattım.

1722B644-05A4-4691-B8B8-8D712BED0B11
Fabrikadaki ekmek teknem


Saat 8 itibariyle işe başladık. Forklift operatörüğünde, kolileri gelen siparişlerin adetlerine ve kilolarına göre raftan indiriyordum. Dışarıdan kolay ve keyifli görünen bu iş, sıkmaya başlıyordu ve stresi de cabasıydı. Gazetecilikten, işçi olmaya gelen bu süreçte; yazdıklarımın birgün çok önem arz edeceği günü de göreceğimi düşleyerek uyuyordum sürekli gece ve bu düşle uyanıyordum her sabah… Aylardır böylesi bir umutla çalışmayı sürdürüyorum hâlâ…
Çünkü on sekizinci ayımda, hâlâ bu içimdeki umutla yaşıyorum. Beynim, artık asgari ücretle çalışan, geçinme derdiyle uğraşan, kıt kanat yaşamaya çalışan, okuyan, araştıran, yazan, bir ‘işçileşen beyin’ artık.
İki işi bir ara yürütmeye çalışırken, boş vakitlerde, molada sosyal medya hesaplarımdan haber okuyor, haber paylaşıyorum. Ve sadece pazar günlerim tatil olduğundan da, o gün fotoğraf çekip, haber hazırlayabiliyorum.
Soranlara; ‘işçileşen bir beyin’im ben’ diyorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: