Genel

Basın, protokolün müşterek sesi oldu

Gazetecilik serüvenim başlamıştı Temmuz 2014’te.

Hızlı başladım.

O tarihte dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Van’da mitingi vardı. Katılmaya cür’et ettik; ama isim listesinde yoktuk, alınmadık.

Ben, İstanbul‘daki herhangi bir otelde gerçekleştirdiğim stajyerlik süremi, zoraki tamamladıktan sonra, tekrar ilkokul sekizinci sınıfta ‘gazetecilik’ mesleğine olan aşkım, otelde Ahmet Ümit’in, “Kukla” adlı kitabını okuduğumda canlanmıştı.

Ağrı‘ya döndüm, her haber sitesini ve yerel gazete ile görüştüm, maalesef…

Kimse ücretli çalıştırmak istemedi. Ama genelde, “gel başla, site sorumluluğunu da sana verelim, lakin para veremeyiz,” dediler.

Ben de kabullenemedim. İşi yaparken, kendime bir şey katmak hoşuma gider, “parayı sonra şey yaparız dedim,” ama evdekilere ne diyecektim? Aylardır çalışıp da, bir şeyler kazanmadan neleri elde edecektim?

Yerel gazetede başladık, kurumsal ve protokollü bir dergide de devam ettik; ama maalesef, yine bir şeyler kazanamadık.

Sivas‘a geçtim, yerel gazetelerle görüştüm, faydasız. Orada da gazeteler birleşmişti, çoğu kişi işsiz kalmıştı ve birleşince de herkesin kontenjanı iyice dolmuştu.

Ağrı‘ya döndüm, –başka çarem kalmamıştı -ulusal ajansa girdim, o da sigortasız ve ayda 700 lirayla pek işime gelmedi. Haberlerimin de engellenmesi, cabası!

Arada bana bu mesleği tekrar sevdiren hocam Erkut Boz ile görüşüp, olanları anlatmamla sürdü çaylak gazeteciliğim. Sayesinde direnmeyi, mücadele etmeyi ve doğru olandan şaşmamayı öğrendim.

Diğer tüm hocalarımdan çok şey öğrendim.

Ramazan Demirci(Siyasal Bilgici), Sevilay Kılıçarslan(Halkla İlişkilerci), Sefa Eyyüp Çiçek(Reklamcı)… Hayatımıza anlam katanlardı.

Sokaklarda gazetecilik çok farklıydı; yalan, sorumsuzluk, kör ve korkulu bir gazetecilik hakimdi, hâlâ öyle… Kimin neler yaşadığı önemli değildir, valinin, belediye başkanının, bakanın veya başbakanın hangi yalanı değerliyse onlar manşetlik haberdir.

Neyse ki gazetecilik serüvenimde, çok şeyin farkına vardım. Okulda bir haberi 3 saat boyunca, gece ikilere kadar öğrenme çabasına giren, mesleği öğreten Erkut hocanın dibinden ayrılmayan ben, şimdi 20 yıllık yandaş gazetecilik yapan adama ders verir nitelikte gazetecilikten bahsediyorum.

Ben, direnmekten vazgeçemedim, gerçeklerden vicdanen uzaklaşamadım…

Hâlâ bu bloğumda ve sosyal medya hesabımda gazeteciliğimi sürdürmeye çalışıyorum. Yalnız, maddi durumumu düzeltebilmek adına, başka işler peşindeyim.

Mağazalarda çalışmam gerektiğini anlayıp, iş başvurularında bulundum; hâlâ bekliyorum, beni mutlu edecek olumlu cevabı.

Gazetecilik mesleği; “doğal afet, magazin, belediye haberleri, davetlerle” yapılıyor artık.

Yaşamın gidişatı yok,

Ekonominin çöküşü, esnafın iflası, eğitim sisteminin neden ve nasıl köreldiği yok…

Sağlığın ne derecede gerilediği yazılmıyor.

Yazanlar varsa da, ya tutuklanıyor ya da paralı sosyal medya yardakçıları tarafından küfürlerle boğuluyor.

Basın halkın müşterek sesidir,” demiş Mustafa Kemal Atatürk.

Ama koskoca medya, halkın değil, protokolün müşterek sesi olmuş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: