Genel

Hiçbir suç sebepsiz değildir

Günümüz Türkiye’sinde; artık ‘ecel’ kavramıyla ölüm kalmadı.

Nedeni çok açık ortadadır.

Azrail, her türlü bir sebepten gelip, ruhu alıyor ve gereken yere götürüyor. Bunu hepimiz biliyoruz artık. Asıl bilmediğimiz, neden sorumsuz bir sebeple öldüğümüz.

Ecelimizle ölmeyi beklemek, aslında güven içinde olduğumuzu gösterir; ama ecelin dışında, hele ki dikkatsizliği de geçelim, tamamen sorumsuzca öldüğümüzde bu güven açığının olduğunu, hatta güvensiz bir ülkede veya güvensiz bir şehirde yaşadığımızı açıklar.

Bunlar;

  • Yola tuzaklanan bombalar,
  • Mitinge kurulan bombalar,
  • Trafik canavarları,
  • Eğlenceleri silahla kutlayanlardan çıkan kurşunla,
  • Havai fişeklerin kalabalık, yaşam merkezlerinde patlatılmasından,
  • Tecavüz ve saldırganların silahlarıyla,

gibi örnekler yeterli olur sanırım.

Ülkede, ekonomik krizin, yaşamsal hastalığının kötüye gidişi, işsizlik ve açlık, sefillik gidişatı, aslında bunları tetikler. Bu suç unsurları, bu sebepten artar.

Kimse istediği mesleği icra edemezse, yeterli miktarda parayı kazanamazsa, istediği yerde mutlu olamaz ve suç unsuru doğurur.

Psikologlar, bu konularda bas bas bağırıyor. Sürekli bir açıklama içerisindeler; ama kimsenin umursadığı yok.

Bu sebeple silahlı saldırılar, tecavüz, silahla yapılan eğlenceden doğan yaralama ve ölümlerde suçlu olanlara ağır cezalar verilmediği gibi, ödüllendirilen cinsten muamelelerden geri durulmuyor.

Bu tür karşılamalar,  elbette suç unsurunu arttırır.

Hukuk ve adaletten nem alamayanlar, ‘adalet’e ve ‘hukuk’a bekçilik ettiğinde, bu sonuçlar da kaçınılmaz olur. Her ağır suça ödül, her basit olaya da ağır suçlar verilmesi, toplumun gidişatını, yaşamsal etkilerini değiştirmek adına yapılır.

Avukat Merve Kıngır, bloğunda yazdığı yazıda, şunlara değiniyor:

İnsanlar, bir suç işlediğinde yapan kişiye bakar ve onu değerlendirir. Ancak kimse bu suçun işlenmesinin altında ne gibi bir neden veya nedenler yatabileceğini düşünmez. Halbuki, asıl inceleme gerektiren konu, suçlunun geçmişi, psikolojik sağlığı, ailesi, çevresi, eğitimi, ekonomik durumu gibi etkenler, ancak bu faktörler incelenip ele alındığı taktirde bir aşama kaydedilir ve suçların önüne geçilebilir.

Kişiliğin tamamlanması evresinde bireyin karakterinin yüzde 70’ini çevre şartları belirlerken, yüzde 30’luk kısmını da kalıtımsal özellikler belirliyor. Bilinç tecrübemiz, topluma bağlıdır.”

Avukat Kıngır, demografik özelliklerin araştırılmasında ve suça iten unsurların yok edilmesi için gereken çabanın, çalışmanın başlatılması gerektiğine vurgu yapmış.

Yazısını şu şekilde sürdürüyor Kıngır:

Örneğin çevresinde, iş yerinde, ailesinde dışlanan ya da buralara uyum sağlama sorunları yaşayan kişiler, suç işlemeye daha meyillidirler. Bu kişilerin dışlanma ve uyum sorunu, davranış bozukluğu olduğu gibi bu dışlama da uygunsuz davranışları geliştirmeyle sonuçlanabilir.”

Ayrıca suç unsuruna örnek verebilecek hikâyelere değinen Avukat Kıngır;

Terörist Usame Bin Ladin, babasının onuncu karısının çocuğu olarak doğmuş ve küçük yaşında annesiyle babasının boşanmaları nedeniyle çocukluğu üvey anne ve dört kardeşiyle geçirmiş.

Saddam Hüseyin ise, babasını hiç tanımamış, 13 yaşındaki kardeşi kanserden ölmüş ve annesinin yeni kocası tarafından şiddet görerek büyümüş.

Kadın seri katil Alieen Wuornos‘un çocukluğunda bulunuyor. Kendi doğmadan önce çocuklara tecavüz ve 7 yaşında bir çocuğu öldürme suçundan hapse giren babasını hiç tanımamıştır. Babası hapishanede intihar etmiş. Annesi ise, Alieen ve kardeşini küçük yaşta terk etmiş. Bu olaylardan sonra genç kız kardeşi de dahil olmak üzere birçok kişiyle ilişkiye girmiş, 13 yaşında hamile kalmış. Bir süre hayat kadınlığı yapmış ve kendisine tecavüz ettiklerini iddia ettiği 7 adamı öldürerek bir seri katil haline gelmiştir.

Bunların bilinmemesi veya bilindiği halde değerlendirilmemesi, toplumun psikolojik ve soysa-kültürel yapılarının değişimi, yönlendirilmesini sağlamak adına yapılıyor. Bu da demektir ki, bilmeden değil; planlı yapılıyor.

Kısacası bu,

Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan çıkar?” sorusuna verilmek istenen cevap çabasına benzer…

Ne yapacaksınız kimin nereden çıktığını değil mi? Bakın Türkiye’ye, içinde nelerin çıktığı belli değil; siz iyisi mi bireyin geçmişine, yaşamına bakın.

1 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: