Genel

Maskot

Ağrı‘ya geleli iki gün olacak. Nasıl bıraktıysam, aynı… Değişen sadece siyasi dengeler. Kişiler değişmiş, senaryo ve çekimler aynı.

Kasım ayında çıktım şehirden, Haziran ayında döndüm. 7 ay gibi bir süre…

Belediye başkanı değişmiş, ama yönetim şekli aynı. Malum 2 Mart‘ta kayyım gelip, Kanun Hükmünde Kararnameyle oturmuştu koltuğa. Sistem aynı. Bekliyorduk…

Şehrimizin valisi, 16 Şubak 2015 yılında kararnameyle görevine atanmıştı. Ve bu 2 yıllık süre zarfında, medya ile ilişkileri oldukça iyi gelişti: “Kahvaltı programları, iftar davetleri, konserler, ramazan şenlikleri, çeşitli toplantılar, başlıca ziyaretler, karşılamalar…” bitti. Şimdi kayyım olarak Ağrı Belediyesine atandığından bu yana, daha da arttı işleri. Pek bi yoğun valimiz…

IMG_3524Ağaç dikmeler, kar temizlemeler, türlü Aile Danışma ve Eğitim Merkezi açılışları, refüjleri tekrar yıkıp, tekrar yeşillendirme…” İyiden iyiye şehrin tek görüneni, tek iş yapanı, tek koşturanı gibi oldu.

Ben Muğla‘da iken, böyle bu kadar çeşitli vali haberi görmemiştim. Resmen şehrin maskotu oldu koca vali. Bu sonlarda da, iftar için, ailelerin evine gidiyor, fotoğraf çektirip, iki satır ile haber oluyor.

Asıl sorun, danışmanında… Böyle her şey haber değeriymiş gibi medyaya servis ederse, bir süre sonra koca vali, maskot olur çıkar ortaya. Reklamın da bir sınırı ve dozajı vardır. Her ne kadar bir çerçeve oluşturulmazsa, o işin ne resmiyeti ne de değeri kalır insanın gözünde. Ismarlamalık haberler artık değer taşımadığı gibi, haberde öne çıkan kahramanlar ve oyuncular da sevilmiyor. Bu konuda bazı fikirler, düşünülerek hareket edildiğinde, düzene sokulduğunda, merak uyandırır.

Ama danışman işi nasıl bir boyutta izliyorsa, her küçük çaplı veya büyük çaplı işlerde, öne çıkan kahraman vali oluyor. Elbette söz sahibi bir şehirde validir; ama reklamın bu kadar lüzumu var mı? Şehirde “işsizlik, esnaf derdi, öğrencilerin çeşitli sorunları, halkın nabzı…” gibi gibi dururken, “yemek ziyaretleri, ağaç dikmeleri, çeşitli ziyaretler” boy gösteriyor. Bir yerde iyi iken, çoğu yerde gereksiz kaçıyor.

Bir söz vardır, “Reklamın iyisi ve kötüsü olmaz,” diye. Bu söz de, P.T. Barnum‘a aittir. Aslında bu sözü söylerken de, sirk yıldızlarını sahte evliliklerle izleyicileri kandırmakta bulurken, bunu haberlerle medyanın gündeminde sirkinin yer edinmesini sağlıyor. Barnum, burada gazetecilere bedava sirk giriş bileti vererek de medyayı avucunun içine almış oluyor. İşte kötü reklamın, sahtece doğduğu an. Elbette de gerçeklerin ortaya çıkması, hem medyayı yalanlayıp, sahteciliğe itiyor; hem de bu işi organize edenlerin ne kadar sahte olduğunu ortaya döküyor.

Günümüz sahtecilik medyası ve onları para, hediye, yemek, korku… şeklinde kandırdıkları gibi.” “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla,” sözü de buna örnek olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: