Röportaj / Söyleşi

Öğrencilerini geri verin!

Tarih: 29 Ekim 2016

Engin Karataş. Hocamız, 44 yaşında…

Evli, 1 kızı var. Kızı 17 yaşında ve eğitimini babasıyla sürdürüyor.

O da diğer 7 öğretmen arkadaşı gibi, Bodrum’daydı. Muğla’nın ilçesi…

Kanun Hükmünde Kararnameyle görevinde atılmıştı.

Israr etti, ‘ben görevimi asla bırakmam’ dedi.

Sonra ki gün, hiç beklemedi, okuluna girdi. Baktı sınıfında bir öğretmen, aldı tebeşiri, ‘çocuklar yazın(gülerek anlatıyor),’ dedi.

Görevliler gelip, öğretmeni dışarı çıkardı.

İkinci gün yine okuluna geldi, ayrılmak istemediğini ve öğrencileriyle birlikte olmak istediğini söyledi. Ama yok, karar verilmiş bir kere. Padişahın fermanı okunmuş, illa uygulayacak bizimkiler.

Üçüncü gün ise, öğretmen Karataş, ayrılma kararı alıyor.

Ankara’ya gitmesi gerektiği için ayrılıyor. Gitmese, hiç okulundan ayrılma kararı almayacaktı.

Her zaman örnek aldığı bir yaşanmış hikâye var. Amerika’da Çerokiler’in yaşadığı hayat hikâyesini ders alarak mücadele ediyor.

Aslında azmi de bu sayede elde ediyor.

Amerika’da ‘Gözyaşı yolu’ diye Çerokiler’in orada ölümlü mücadele hikâyesi, utanç olarak hafızalara kazınıyor.

(Engin öğretmeni ayakta tutan hikâye, biraz uzun. Bu yüzden bunu da başka bir yazımda yazacağım.)

Öğretmen Engin Karataş, işini ve öğrencilerini seviyor, onlara âşık.

Engin Öğretmen, direnmeyi gösteriyor şimdi. Azmin, barışçıl olmanın bir göstergesi kendisi…

Bir başına çıkıyor sokağa.

Görev yaptığı Güler Mustafa Kızılağaç ilk okulunun 50 metre ilerisine… Bodrum Belediyesi Meydanı’na…

Geçen aylarda eylemine son verdiğini açıklamıştı. Olmadı, kendine yediremedi.

Vicdanen rahat olmamış ki, tekrar direnmeyi, çok sevdiği işi ve çok sevdiği, sevildiği öğrencilerini geri almak için yeniden sokağa attı kendini.

Aldı kartonunu, indi meydana.

Yazmaya başladı, ağır ağır. ‘İşimi, öğrencilerimi geri istiyorum,’ diye.

Neden ağır ağır yazıyorsunuz hocam?

Çünkü ben orada zaman kazanmaya çalışıyorum. Ağır ağır yazınca, polisler gelene kadar, birkaç insan görüyor, muhabbete geliyor. Hatta tam okul arasında da çıkıyorum ki, öğrencilerim yanıma gelsin, onlarla hasret gidereyim diye. Böylece beni görenler, anlamış ve tanımış oluyor.

Öğretmenimiz, ayrıca kendisiyle her görüştüğümde, bana anlattığı gibi, her tanıdığı ve tanıştığı kişilere, kendini ve yaşadığı olayı anlatıyor.

Ben ilerideki Güler Mustafa Kızılağaç okulunun öğretmeniydim. Beni işimde ve öğrencilerimde ettiler. Biliyor musunuz? Ben de her öğlen, oradayım, eylem yapıyorum bir başıma.

Öğretmen Karataş, bu eylemlerine yenisini de eklemez mi?Eylemine farklı bir dilden başladı.

Yunanca, ‘işimi, öğrencilerimi istiyorum’ diye devam etti. Farklı diğer dillerden yazıp, yine meydana ineceğini de anlattı.

Kararlı olmak, başarının kendisidir. Başarısızlık, aslında kötü bir şey değildir. Denenmiştir; ama olmamıştır. En kötüsü hiç başlamamaktır. Başarısız olanlar, aslında başarıya yakın olanlardır. Kararlılık ise, kesinlikle başarının tam kendisidir,” diyor. 

Ayrıca okulun kapatılması zamanında, tüm veli öğretmenler, öğrencilerle birlikte mendil kapmaca oynadılar. O günlerde velileri dahi okulun kapatılmasına tepki göstermişti. Kaymakam, Emniyet, Vali hepsi oradaydı.

Bundan dolayı da soruşturma yiyen bir öğretmen, mücadeleyi elden bırakmayan bir hoca.

Müfettişler, hocaya ceza vermeyi bırakmış. Okulu koruğu için. Bu da iyi bir karar aslında.

Bodrum’un Cumhuriyet ilkokulu kapatıldı. Şu anda öyle bir ilk okul yok. Ayrıca bu Bodrum’a yapılan ilk okuldu. Bu sebeple verdiğim her çaba, benim için güçtür. Bana güç veriyor, ben güçlüyüm,” diye ekliyor hocamız.

Geçen hafta sonu, elindeki gitarıyla Eğitim Senliler ile eyleme katıldı ve gitar çalarak, şarkı söyledi. Ve öğrencilerine de müzik aletlerini öğretti, oyunlar öğretti. Okulun öğrencileriyle şarkı söyleyip, müzik çaldığı yıllarından da bahsetti. “Nöbetteydim okulda, öğrenciler elindeki enstrümanla katılırdı ve birlikte koridorda eğlenirdik.”

Ayrıca dikkat çekilen konu da, Engin Öğretmenin her eylem meydanına çıktığında, öğrencileri mutlaka yanına gelir ve onunla konuşur, onu tekrar okula çağırır.

Öğretmenimiz yine şaşırttı bizi…Bu sefer panele katıldı, herkesi oraya çağırdı.

Geçen hafta ‘Haziran Hareketinin düzenlediği bir panel vardı. Engin öğretmen, panelin sonlarında izin istedi. İzin taa Birgün gazetesi yazarı Yaşar Aydın’a kadar ulaştı. Aydın, söz hakkını öğretmene verdi, kürsüye davet etti.

Tanıdığı bir diğer arkadaşlarını da,  o panele davet etmişti, orada olacağını bildirmişti.

Karataş, başından geçenleri esprili bir dille anlatınca, kitle öğretmeni dinlerken, kahkahaya boğuldu. Hem sevdi, hem de tebrik etti. Ve o duyarlı kitle, üstelik eyleme de destek vereceklerini söylediler.

Çocukların sizi bu denli güzel sevmesindeki sebep ne hocam?

Bir çocuğun sevilmesi, büyüğün onunla oyun oynamasından gelir. Bir yetişkin, çocukla her zaman oyun oynamalıdır. Kimi dedeler, torunlarına hediye alırlar. Torunlar, ‘acaba dedem hediye aldı mı tekrar’ düşüncesi oluşturur her seferinde. Onun yerine, dedenin kendi çocukluğunda oynadığı oyunu oynamalı. O zaman o çocuk, dedenin peşinden koşar. Benim de yaptığım bu.”

 

Engin öğretmen, sesini duyurabilmek adına, öğrencilerine ve gururla yaptığı öğretmenlik işine geri dönene kadar mücadele ediyor; azimle, zevkle çaba gösteriyor.

Bu ülkede hâlâ böyle öğretmenlerimiz olduğu için şanslıyız.

Hâlâ mesleğini gururla yapan insanlarla aynı havayı soluduğumuz için daha çok şanslıyız.

Dünya direnenler için, çocukları bu kadar güzel seven insanlar için dönüyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: