Genel

At kulvarı

Havanın etkisi zayıf bugün.

Sokakta vatandaş ve esnaf da biraz durgun. Yağmur yağsa, içeride çalışan esnaflar, yağmura aldırış etmeden çalışmayı sürdürse de, yağmurun şiddetine göre bir ruh haline bürünüyor.

Dışarıda çalışanlar ise, yağmur ve karın etkisiyle işlerine bir süre ara veriyor. Tabii ki mevsimsel etkilerden dolayı biraz gergin olmaları da kaçınılmaz.

Bugün öyle değil. Hava güneşli ve serin. Vatandaş dışarıda gezerken, esnaf da dışarıya koyduğu sandalyesine oturmuş vaziyette müşteri bekliyor. Sigarasını içine çeken de var, kahvesini ve çayını yudumlayan da…

İş durumu pek iş açıcı değil zaten.

Küçük esnaf dertli. Alış veriş yapamayan vatandaşa sitem ettiği gibi, büyük alış veriş merkezlerinin de yoğunluğuna dert yanıyor. Özel gün indirimleri, sürekli satış ve kalabalık halleri, ay sonları indirimleri derken, küçük esnafa uğrayan pek kimse kalmıyor.

Belki parası olmayıp da borç almak isteyenler için küçük esnafa uğruyorlar, esnaflar da müşteriyi bu dar zamanda kırmamak için boynu bükük kabulleniyor.

Yazıyor kalın kalın deftere, ‘şu kadar aldı, şu tarihte verecek…’ diye.

Usulca bekliyor o tarihi.

‘Gelir mi o para? Ya gelmezse. Gelir canım, neden gelmesin ki?’ diye karalar bağlar.

Kahve köşeleri de dolu baya. Yaz geldiği gibi, masa ve sandalyeler dışarı kaldırıma serilir. Emeklisinden öğrencisine kadar herkes kahveden çıkmaz; ama kütüphaneler bomboştur. Ya sınava çalışırlar ya da okul derslerine… Kitap alıp okuyan yok, araştırma meraklısı da yok.

Genel olarak yazıyorum bunları. Sadece bulunduğum il ve ilçelerde değil. Daha çok Türkiye’nin iç kesimlerinde mevcut bu anlattıklarım. Sahil, deniz kenarında bulunan illerde okuma oranı, iç kesimlere göre epeyce fazla.

Okullarda okuma teşvikleri pek yapılamadığı gibi, çevreden de buna örnek göstermek çok az. Bazı yerlerde belediyeler, bekleme duraklarında kütüphaneler yapmıştı. Duyarlı olamadı kimse. Çünkü öncelikle vatandaşa okumayı aşılamalı, sonra da teşvik ve uygulamaya sokulmalı.

Üniversiteler dahi bu konuda pek bir geri planda kalıyor. Okulu bitirip de işe atılanlardan çoğu ne okuduğunu bilmediği gibi, ne iş yapacağını da bilmiyor. Araştırma merakının gelişmediğini gösterir bu. Böyle büyüyen gençler, topluma fayda sağlamayacağı gibi, kendilerine de faydası olamaz.

Sanattan uzak, müzik ve tiyatrodan uzak, kitaplardan uzak, toplumla olan iletişim gücü zayıf, tanışma ve tanıtma özelliği yok, teknoloji ve oyun hastalığı var… gibi her şey buna engeldir.

Bu yüzden, öncelikle bu eksileri tamamlayıp, düzene sokmak gerekiyor.

“Okuyabilen ve sorgulayan her birey, gelişimini her gün geçen daha da güçlendirir.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: