Genel

Üvey evlat: Kış ve Öz evlat: Yaz

Üvey evlat, bizden hiç ayrılmadı bu yıl. Bir türlü gitmedi, sonunda uzun süre yatıya geldi. Öz evlat ise, uğramak bilmedi.

Üvey evlat dediğim, ‘Kış mevsimi.’ 

Öz evlat dediğim ise, ‘Yaz mevsimi.’

Öz evladın gelebileceğini düşündüğümüz gün, herkes bir heyecan içindedir. Kazaklarını saklar, onun için tişörtlerini çıkarır. Yorganlarını saklar, battaniye veya ince tülleri çıkarır. Botlar, kalın pantolonlar, pencere önüne soğuk hava geçirmemesi için çivilenen naylonlar kalkar… 

‘Haziran,’ dedik mi, dört gözle Üvey evladın gitmesini ister, Öz evladın gelmesini bekleriz. 

Üvey evlat, bir türlü gitmek bilmez. O, sanki bizi çok sevmiş gibi, Temmuz‘da dahi bizi bırakmadı geçen yıl. Soğuğu hissettik, yağmuru hissettik. Ramazan ayının son günlerine kadar, hep hissettik o havayı. Ağustos‘ta biraz ısınırız dedik, Öz evlat her nereleri geziyorsa, gelmek bilmedi. Sanırsınız Amerika‘dan yürüyerek geliyor. Daha da gelmedi. Hâlâ bekliyoruz.

 

Ekim sonu ve Kasım başlarında gelen Üvey evlat Kış, hepimize hayal kırıklığı yaşattı.

Şöyle diyelim;

Sobalı evler, soğumaya başlarken, ısınmak için en az 3 ton kömür masrafı çıkardı başımıza…

Kalın kazakların tekrar sandıktan çıkmasını sağlarken, bot ve montların da satış fiyatlarını arttırdı. Yine bir masraf açtı başımıza.’

Hepimiz, ‘acaba bu sefer Öz evlat uğrar mı?‘ diye kendimize sorup duruyoruz. Lakin, Üvey evladın geliş tarihini de hesapladığımızda, ‘bu biraz mümkün görünmüyor,’ dedik. 

Üvey evlat, halı saha maçları için, üstü açık sahaların artık boş kaldığı, kapalı alanların da kullanım oranlarının azalmasına sebep oldu.

Dışarıda çekirdek çitleyerek gezip, sohbet edenleri bir anda sıcacık kafelere hapsetti. Üvey evladımız, bizi sevmiş olmalı ki, her yerde her ay bize uğrar, gitmek bilmez. 

Oysaki biz, Öz evlat Yaz‘ı daha çok seviyoruz, daha çok özlüyoruz. İnce ve renkli tişörtlerle gezerken, güneşin altında koyu sohbetler etmeyi özledik. Dışarıya açılan balkonları olan kafelerde oturup, kahve yudumlamayı, kitap okumayı özledik. Öz evladın verdiği o renkli ve sıcacık havada, kız arkadaşlarımızla doğayı izlemeyi özledik. 

Öz evlat Yaz, bizi hiç sevmediği çok belli. Çünkü hiç uğramayı sevmiyor. Kısa süren ziyareti hep daha da kısa tutup, sadece gizliden gizliye görünmeyi seçiyordu. 

Üvey evladı sadece biz değil, çocuklar da sevmiyor. 

Onlar, ince ayakkabıları ve ince giysileriyle kızaran yanakları ile zor dayanıyor ona. Ellerini ovuştura ovuştura, ceplerinden bir an olsun dışarı çıkarmaya korkan o masum çocuklar, okul yolunu bitirene kadar neler çektiğini anlatmak çok güç.

Öz evlat, 

Gelemez, muhtemelen. Yolu uzun sanırım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: